Düzce’nin kuzeyinde ve Karadeniz kıyısında
yer alan şirin ilçesi Akçakoca, bir tatil ve turizm
cennetidir. Karadeniz sahilinde doğal yapısı ile dikkat
çekin bu ilçe yaz ayları boyunca özellikle çevre ilçelerde
yaşayanların ve bir çok turistin uğrak yeridir. Pırıl
pırıl denizi ve yalnızca Akçakoca’ya özel ince, kara
kumu gerçekten övgüye değerdir.
Tarih boyunca birçok medeniyetlere evsahipliği yapmış
Akçakoca’nın ilk yerleşim tarihi kesin olarak
bilinmemekle beraber; bölgeye ilk
gelenler M.Ö. 1200 tariklerinde Track ve Frickler’miş.
Kimer ve İskit akımlarıyla zayıflayan Frick’ler Lidya’lılar
tarafından ortadan kaldırılmışlar ve Lidya Krallığını
kurmuşlardır.
M.Ö. 708 tarihinde Pers İmparatorluğu kurulmuştur.
Bolu ve havalisi Karadeniz kıyılarında Abanutıkus, Sinope,
Eolya, Heraclia, Kieros ve Dias şehirlerini kurmuşlardır.
M.Ö. 333 yılında Makedonya Kralı Büyük İskender Dörtyol
ovasında Persleri kesin yenilgeye uğratarak Anadolu’ya
hakim olmuştur. Babilde M.Ö. 323 de ölünce hanedan dağıldı
ve miras generalleri arasında bölüşülmüş; sekiz devlet
kurularak Helenistik çağ başlamıştır..
M.Ö. 377 – 74 yılları arasında Bitinya Krallığının
ilk kralı Bias ; merkezi ise, önceleri Astakos sonraları
Nikomedia (İzmit) olmuştur. M.Ö. 91 – 74 de Bitinya
tamamen Roma’ya verilmiştir. M.Ö. 74 de Roma Konsülü
Lucullus Mihtridata mislime Karadeniz komutanı Cotta’ya
Heracliea, Diapolis, Alaplı’nın yıkılmasını emretmiştir.
Potnos kralı Mithridatın donanması Karadeniz’de fırtınaya
yakalanarak Melen çayına sığınmış, Diapolis üzerinden
karadan Heraclia’ya gitmiş. Mithridat kuvvetlerinin
bölgeden ayrılması ile Roma kuvvetleri Bitinyaya girmişler;
Antonius Heraklia’yı Galat prensi Adriyotorikse vermiş,
Latin kültürüne kalan bölgenin isimleri dahi değiştirilmiştir.
395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölünmüş, Doğu
Bitinyaya Honoriat denilmiştir. Buranın merkezi Klodiopolis
(Bolu), başlıca şehirleri Prusias (üskibi), Diapolis
(Akçakoca) dır.
1204 yılında 4. Haçlı orduları İstanbul’a yerleşmişler,
Latin İmparatorluğunu kurarak hüküm sürmüşlerdir. Ceneviz’ler
Karadeniz kıyılarında yerleşerek daha önceleri kurulmuş
olan Diapolis, Herakliea, Amesus şehirlerinde ticaret
ve deniz siteleri kurarak mevcut kaleleri onarmışlardır.
Akçakoca’daki kale Ceneviz Kalesi olarak anılıyorsa
da burası çok önce Yunan göçmenleri tarafından kurulan
Diapolis şehrine aittir. 1261 yılında Bizanslılar Latin
hakimiyetine son vererek tekrar egemenliklerini ilan
etmişlerdir..
Akçakoca ve yöresine ilk Türklerin gelmeleri 1085
tarihinde başlar. 1077 – 1086 Anadolu’da Selçuklular
zamanında 49 beylik kurulmuş; bunlardan İznik Beyliği
(Bolu – Kocaeli – Bursa) Bitinya’yı içine alıyordu.
Selçuklu Anadolu Devleti ,1255 de Moğol idaresine girmiş,
1308 de Mesut’un ölmesiyle son bulmuştur.
Bizans 1285 – 1338 yılları arasında zor günler yaşıyordu.
Türk akınlarını durduracak güçleri yoktu. Bitinya’ya
bağlı şehirlerin çoğu Türklerin eline geçiyordu. 1319
yılında Diapolis, 1323 yılında Prusias, 1324 yılında
Kladiapolis şehirleri Orhan Gazi ve Konuralp tarafından
ele geçirilmişler Osmanlı Beyliği sınırlarına katılmışlardır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde bölge Osman Gazinin
silah arkadaşı olan Akçakoca Bey tarafından idare edilmiş,
Bizanslıların verdiği Diapolis ismi Akçaşar olarak değiştirilmiştir.
18 yy. da Şar - Şehir olarak değiştirilmiş Akçaşehir
adını almıştır. 1923 yılında Cumhuriyetin ilanıyla Teşkilatı
Esasiye kanununa göre Bolu vilayet, Düzce kaza, Akçaşehir
de nahiye olmuştur.
23 Haziran 1934 tarihinde bir nahiye iken ilçe haline
getirilmiş ve bölgeyi zapteden Akçakoca Beyin ismine
izafeten 7 Eylül 1934 tarihinde Akçaşehir’in adı AKÇAKOCA
olmuştur.
Ceneviz Kalesi: Şehir merkezine 3 km.
uzaklıda olup eşsiz panaroması, piknik ve mesire alanları,
mavi bayraklı plajı ile ünlüdür.
Aktaş Şelalesi: İlçenin en yüksek bölgesinde olup 9
km. oto 2 km. yürüyerek ulaşılan bir doğa harikasıdır.
Fakıllı Mağarası: Son yılların en çok ziyaret edilen
yerlerinden biridir. 3 metrelik bir giriş tünelinden
sonra inanılmaz görüntülerin olduğu galerilere ulaşılmaktadır.
Şehir merkezine 8 km.dir.
Cumayeri: Piknik alanı olarak düzenlenmiş
olup eski bir hamam kalıntısı, camisi ve Evliya Ahmet
Dede Türbesi ile tarihi ve dini bir misyon üstlkenmiştir.
Alan ulu çinarları ve yanıbaşındaki akar suyuyla bir
dinlence yeridir.
Mehmet Arif Köşkü ve Mahalle Evleri: Özel bir mimariye
sahip kimileri restore edilmiş, kimileri ise orijinal
yapısıyla Akçakoca’nın merkezinde bulunan bu evler görülmeye
değer özelliktedirler.
Türbeler : Kaplan Dede Türbesi,Eren Türbesi, Koçbaba
Türbesi, Tavşan Dede Türbesi, Kalpakcıbaşı Türbesi,
Yeşh Efendi Türbesi, Kara Ahmet Türbesi
Tekkeler: Koçbaba Tekkesi, Hadımhoca Tekkesi, Kalpakcılar
Tekkesi,
Camiiler: Cumayeri Camii, Korfar Camii, Yukarı Camii,
Aşağı Camii, KapıkuluCamii,FaryanıCamii, Kızlarağa Camii
yeni adı Merkez Camii olup külliye şeklinde özel bir
mimariile inşa edilmiştir. Bu nedenle ve merkezde olduğu
için bir çok ziyaretçisi vardır.
Tüm bunlardan başka yakın çevrede Yedi göller, Abant,
Kartalkaya, Düzce Efteni Kuşcenneti, Samandıra Şelalesi,
Antik Konuralp, Kdz. Ereğli Cehennem Mağarası görülmeye
değer yerlerdir. Kısaca tarihiyle, doğasıyla, deniziyle
ayrıcalıklı bir turizm bölgesidir Akçakoca...