| KÜLTÜR
HARİTASI |
|
| Click on iconas to see culture
places |
|
|
|
|
ALANYA |
|
|
|
|
Alanya Kuzeyinde Toros Dağları Güneyinde
Akdeniz’in bulunduğu küçük bir yarımada üzerinde kurulmuştur.
Antik çağda Pamfilya ve Klikya arasındaki çizgide yer
aldığı için bazen Pamfilya bazen de Klikya olarak anılmıştır.
Alanya’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu
henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium'dur.
Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. XIII.
YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1. Allaaddin
Keykubat’ın
|
 |
|
(1200-1237) kaleyi alması ile şehrin
ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti
ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan
İlk kez bahseden M.Ö. IV. Yüzyıl antik coğrafyacılarından
Scylax’dır. Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir
bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır.
Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis,
Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen
seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler.
Bölgenin ilk çağları ve Bizans dönemi hakkında fazla
bilgimiz yoktur. M.S. VII yüzyılda arap akınları sırasında
kent savunması daha da önem kazanmış, akınlara karşı
korunmak amacıyla kale yapımlarına öncelik verilmiştir.
Bu nedenle Alanya ve çevresindeki pek çok kale ve kilise
M.S. VI ve VII. yüzyıla tarihlenmektedir.
Anadolu Selçuklu hükümdarlarından 1. Alaaddin Keykubad,
Alanya kalesinde hüküm süren ve hristiyan sülalelerinden
olan Kyr Vart’ı 1221 yılında yenilgiye uğratarak Kaleyi
ele geçirmiştir. Hükümdar kendi adına burada bir saray
yaptırmıştır. Selçuklu’lar başkent Konya’nın yanısıra
Alanya’yı ikinci bir başkent ve kışlık merkez olarak
kullanarak imar faaliyetlerinde bulunmuşlardır.
1243’deki Moğol saldırıları 1277’de Mısır Memlüklerinin
Anadolu’ya girmeleri Selçukluları yıpratmış, 1300 yılında
Selçuklu Devleti parçalanmış ve bölge Karamanoğulları
tarafından beşbin altın karşılığında Memlük Sultanına
satılmış daha sonra 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet
zamanında Osmanlı Devleti sınırları içerisine alınmıştır.
Alanya, Tarsus ile birlikte 1571 yılında Kıbrıs Eyaletine
bağlanmış, 1864 yılında ise, Konya Vilayetinin sancağı
olmuştur. 1868 yılında Antalya’ya bağlanmış, 1871 yılında
bu ilin ilçesi olmuştur.
Alanya Kalesi
Surlarının uzunluğu 6.5 kilometreyi bulan Alanya Kalesi,
denizden 250 metreye kadar yükselen yarımada üzerindedir...
Kandeleri adıyla da bilinen Alanya yarımadasındaki yerleşim,
Helenistik döneme kadar inmekle birlikte günümüze kalan
tarihi dokusu 13. yüzyıl Selçuklu eseridir. Kale, 1221
yılında kenti alıp yeniden inşa ettiren Selçuklu Sultanı
Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır. Kalenin
83 kulesi ve 140 burcu vardır. Ortaçağda surların içine
yerleşmiş kentin su gereksinimi sağlamak üzere 400’e
yakın sarnıç yapılmıştır. Sarnıçların bir kısmı günümüzde
de kullanılmaktadır. Surlar, planlı bir şekilde Ehmedek,
İçkale, Adam Atacağı, Cilvarda burnu üstü, Arap Evliyası
Burcu ve Esat Burcu’nu inerek Tophane ve Tersane’yi
geçip Kızılkule’de son bulacak şekilde inşa edilmiştir.
Yarımadanın zirvesinde açık alan müzesi olarak değerlendirilen
içkale bulunmaktadır. Sultan Alaaddin Keykubat sarayını
burada yaptırmıştır... Kalede yerleşim günümüzde de
sürmektedir. Ahşap ve kagir tarihi evlerin önünde tahta
tezgahlarda ipek ve pamuklu dokuma yapılmakta, değişik
figürlerde su kabakları boyanmakta, küçük bahçelerde
otantik yemek servisi verilmektedir. Ayrıca kaleye çıkan
yol üzerinde ve limana egemen yamaçlarında restoran
ve kafeteryalar vardır. Kale taşıt trafiğine açıktır.
Yürüyerek ise yaklaşık 1 saatte çıkılabilir.
Kızılkule
Kentin sembolü olan sekizgen planlı yapı 13. yüzyıl
Selçuklu eseridir. 1226 yılında Selçuklu Sultanı Alaaddin
Keykubat tarafından Sinop Kalesi’ni yapan Halepli yapı
ustası Ebu Ali Reha el Kettani’ye yaptırılmıştır. İnşaat
sırasında belli bir yükseklikten sonra taş blokları
kaldırmak güç olduğu için üst kısmı pişmiş kırmızı tuğlalarla
yapılmış ve bu nedenle Kızılkule adını almıştır. Kule
duvarlarında antik çağdan kalma mermer bloklar görülmektedir.
Sekizgen planlı ve her bir duvarı 12.5 metre genişliğinde
olan kulenin yüksekliği 33 metre, çapı 29 metredir.
İçinde zemin dahil beş kat vardır. Kulenin üstüne yüksek
aralıklı ve 85 basamaklı taş merdivenle çıkılır. Kulenin
tepeden aldığı güneş ışığı birinci kata kadar ulaşır.
Kulenin ortasında bir sarnıç bulunur. Kule denizden
gelecek saldırılara karşı limanı ve tersaneyi korumak
amacıyla yapılmış ve yüzyıllar boyunca askeri amaçla
kullanılmıştır. 1950’li yıllarda onarılan kule 1979
yılında ziyarete açılarak birinci katı Etnoğrafya Müzesi’ne
dönüştürülmüştür.
|
|
Damlataş Mağarası
Toplam Uzunluğu 30 m. olan mağara kuru, yatay mağara
tipindedir. 200 m. lik bir alanı kaplamaktadır. Çok
sayıda sarkıt ve dikitin eşsiz bir görüntü verdiği mağara
15 m.
yüksekliğindedir. Karbondioksit gazı, yüksek ölçüde
nem, düşük ısı ve radyoaktif havasıyla astım hastaları
için son derece yararlıdır. Bu nedenle astım hastaları
mağaranın en yoğun ziyaretçi gruplarını oluştururlar.
Mağaradaki sarkıt ve dikitlerin İ.Ö. 20.000-15.000 yılları
arasında meydana geldiği sanılmaktadır.
|
 |
|
Alanya'da Damlataş Mağarasından başka
Hasbahçe mağarası, Kadı İni Mağarası, Dim Mağarası,
Korsanlar Mağarası, Aşıklar Mağarası, Fosforlu Mağara
gibi turizm açısından önem taşıyan mağaralar da mevcuttur.
|
|
| |