OTELLER CITY GUIDE ACENTA & RENT A CAR MAĞAZALAR
TÜRKİYE ILLER TÜRKİYEDE TURİZM TÜRK MUTFAĞI
KÜLTÜR MÜZELER KONSOLOSLUKLAR TURİZM INFOR.
YAŞAM İŞ HAYATI YAT & MARİNA HAVA DURUMU
SPOR ÖNEMLİ TEL. DÖVİZ KURU BİLGİLENDİRME
ULAŞIM HABERLER OYUNLAR İNSAN KAYNAKLARI
FORUM RADYOLAR SOHBET FOTOĞRAF GALERİSİ
REHBER BİZE ULAŞIN SİTE HARİTASI ANA SAYFA
 
K a t e g o r i
 
Kültür Haritası
Halk Bilgisi
Gelenekler
Halk Edebiyatı
Halk Oyunları
Müzik Kültürü
İnanışlar
Bayramlar
Yerel Etkinlikler
Geleneksel Oyunlar
Spor-Oyun
Giyim-Kuşam
El Sanatları
Sanat
Yemek Kültürü
Anadolu'nun Hazineleri
 
 
 
 

KÜLTÜR

   
 
KÜLTÜR HARİTASI  

Click on iconas to see culture places
Edirne-City of Mosques Canakkale-Troy-Assos Bursa-Green Mosque Izmir-The City of History Ankara-Capital City Hittites-Eskisehir Kutahya-Tiles Aksehir-Nasreddin Hodja Denizli-Pamukkale Isparta-The City of Roses Kirkpinar Bergama-Zeus Ephesus-Hadrian Temple Aydin-Aphrodisias Aydin-Didyma-Apollon Temple Bodrum-Dream town Rock Tombs-Lycian city of Telmessus-Fethiye Demre-Myra-Santa Claus-St.Nicholas Church Kas-Kalkan-Patara-Antiphellos Antalya-The Turquoise Riviera Iznik-Iznik Ware Akcakoca-The Black Sea Cost Safranbolu-Ottoman Houses Sinop-Sinope Konya-Mevlana Aspendos-Perge-Side-Belkis Alanya-Coracesium Yassihoyuk-Gordion Corum-Alacahoyuk-Hattusas-Yazilikaya Hacibektas-Haci Bektas-i Veli Salt Lake Karaman-Hittites-The Region of 1001 Churches Tarsus-The birthplace of St. Paul Nevsehir-Capadocia-Urgup-Goreme Mersin-Anamur-Silifke-Catles Amasya-Rock tombs of the Pontus kings-Ottoman Palace Adana-Cilician Plain-Hittites-Cleopatra Gate Hatay-Antakya-St.Peter Churchs-Mosaic Museum Sivas-Gok Medresse Kahramanmaras-Worldfamous Ice Cream Adiyaman-Mt.Nemrut National Park-Commagene Kingdom Ataturk Dam-Adiyaman Urfa-City of Prophets-Fish Pool Harran-Carrhae-First University-Temple of Sin Malatya-Famous for dried fruit. Mardin-Deynulzaferan Monastery Diyarbakir-Diyarbakir Wall 5.5 km Ordu-Nuts-Rize-Turkish Tea Trabzon-Sumela Monastery-Ayasofya Erzincan-Hittites Erzurum-Byzantine city walls-The Great Mosque-Seljuq theological colleges Hakkari-Mountaineering and Winter Sports Artvin-Rafting-Bull Fighting Kars-Church of the Apostles-Ani Ruins Agri-Mt.Ararat-Noahs Ark Ahlat-Emir Bayindir Mausoleum Van-Akdamar Churchs-Cats Gaziantep Lake Van Aydin-Saitn Marys Home Istanbul-History starts here
 

ANTALYA
 

Söylencelere göre, İ.Ö.2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı II. Attalos en iyi akıncılarını toplar ve gidin bana yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki, bütün kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın. Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun diyerek dört bir yana salar. Akıncılar bu emirle yola çıkıp diyar diyar dolaşırlar. En sonunda Antalya’nın bulunduğu çevreye gelirler. Karşılarına çıkan eşsiz güzellikler, cennete geldikleri duygusunu uyandırır. Akıncılar, acele Bergama’ya dönerler

ve kralın huzuruna çıkıp Emriniz üzere cenneti bulduk derler Kral II. Attalos, akıncıların Cennet dedikleri yerleri bir de kendi gözleriyle görmek ister. Bu kez akıncılar önde kral arkada bugünkü Antalya’nın olduğu yere varırlar. Kral II. Attolos Antalya’yı görünce kendisine anlatılandan güzel bir yere geldiğini düşünür. Burada Küçük bir liman kenti kurulmasını buyurur. Bu doğa güzellikleri içinde Bergamalılar kısa zamanda görkemli bir kent kurarlar. Bu kente kral II. Attalos’un adına atfen ATTALİA adı verilir. Türkler buraya geldiklerinde Atalia’nın adını Adalya olarak değiştirirler. Daha sonra da Antalya olarak dilimize yerleşir. Yunanca Irkların Ülkesi anlamına gelen Pamphylia Bölgesinde kurulan Antalya’da gerçekten tüm kralların gözü kaldı. Yüzyıllarca değişik toplumların uğrunda çarpıştığı bir türlü unutamadıkları bir kent olarak yaşadı.

Antalya kenti, Akdeniz kıyısında kendi adını taşıyan körfezde, denizden 39 m. yükseklikteki kayalıklar üzerine kuruludur. Deniz kıyısı ile yükseklikleri 3086 m.'ye kadar ulaşan Toros Dağları arasında farklı büyüklükteki ovalar, Antalya ve çevresinin ilk göze çarpan görüntüleridir. Kara ile deniz, kilometrelerce uzanan plajlarla, ya da sarp kayalıklarla birbirine kavuşur. Toros Dağları arasında kendine özgü yarlar, uçurumlar ve özellikle kıyıya yakın kesimlerde mağaralar ayrı bir özellik katar bu bölgeye.

Toros'ların güneylerinden kaynaklanan çok sayıda irili ufaklı akarsu, ovalara bereket akıtarak Akdeniz'e ulaşır. Tamamı berrak ve temiz olan bu sular, geçtikleri yerlerde ve denize dökülürken eşine ender rastlanır güzellikte çağlayanlar oluştururlar.

Antalya'da doğa bitki örtüsü yönünden çok zengindir. Kıyı şeridinde her türlü tropikal bitki görülebilir. Yer yer dev boyutlara ulaşan kaktüs türleri Antalya'ya ilk gelenlerin hemen dikkatini çeker. Kıyıdan uzaklaşılıp Toros'ların eteklerine gelindiğinde, Akdeniz ülkelerine özgü maki bitki örtüsü egemenliği görülür. Her tür meşe ve çam ağaçlarının oluşturduğu sağlıklı ve gür ormanlar makileri izler. Ova bölgelerinde, pamuk ve susam tarlaları, portakal, limon ve muz bahçeleri ayrı bir güzellik oluşturur.

Kaleiçi: Deniz ve kara surları tarafından kuşatılan kent merkezine bugün "Kale İçi" denmektedir. Kale İçi'nin sokakları ve yapıları Antalya tarihinin izlerini günümüze kadar getirmektedir. Eski evlerin önemi sadece mimari açıdan değil, aynı zamanda insanların yaşam şekli, davranışları, gelenekleri ve sosyal yönleri konusunda da çok yararlı bilgiler aktarmaktadır.

Kale İçi'nin sokakları dardır. Çoğunlukla limandan yukarılara doğru, dış surlar yönünde uzanırlar. Evler sahiplerinin ekonomik güçleri ve kullanılış amaçlarına göre farlılık gösterebilmektedir. Fakat ortak özellikleri çoktur. Genellikle yığma taştan ve ağaç bağlantılı olarak yapılmışlardır. Hepsinin bir sokak cephesi ve bir de sokak görmeyen bahçesi bulunur. Sokağa bakan yüzde, ilk katta çok az pencere vardır. Üst katta ise "Cumba" denilen ve hem ev, hem de sokak mimarisine uygun olarak yapılmış çıkmalar vardır. Bu çıkmalar ağaç süslemelerle bezenmiştir. Evlerin merkezini, zemin katta, bahçeye açılan ve taş zeminli "Taşlık"lar oluşturur. Bu taşlıklarda ağaçtan dinlenme kanepeleri vardır. Buralardan zemin kattaki odalara geçilebildiği gibi, üst kata da bir merdivenle ulaşılır. Zemin kat evin daha çok hizmet bölümüdür. Depo, mutfak gibi görevi olan odalar buradadır. Üst kat ise yaşam içindir. Üst katın odalarının pencereleri daha büyük olduğundan dolayı daha aydınlıktır. Çoğunlukla bu odalarda üst üste iki sıra pencere vardır. Üst pencereler camsız olup ağaç kafeslerden oluşmakta, alt pencereler açılıp kapanabilir türdendir. Cumbaların üst pencerelerinde küçük boyutta ve genellikle renkli camlar bulunur. Kale içinde birçok ev aslına uygun restore edilmiştir. Kale içi günümüzde, eğlence yerlerinin, pansiyonların, restoranların, hediyelik eşya satan dükkanların ve antika halı satan mağazaların bulunduğu eşsiz güzellikte bir turizm merkezi olmuştur.

Şehir Surları: Eski Antalya kenti, birisi deniz ve birisi de karadan olmak üzere at nalı şeklinde iki surla korunmaktaydı. Ayrıca şehir içi yerleşim merkezlerini birbirinden ayıran duvarlar da vardı. Dış surlarda çok sayıda ve elli adım aralıklarla kuleler bulunuyordu. Antalya surlarının geçmişi antik çağlara kadar uzanır. Genellikle Helen devri temmelleri üzerine Romalı' lar tarafından yapılmış olup Selçuklu'lar devrinde genişletilmiş ya da onarılmıştır. Duvarlarda çok sayıda antik özellik taşıyan taş bloklar kullanılmıştır. XIX.Yüzyılın sonlarına kadar neredeyse tamamı korunmuş haldeydi. Günümüzde sadece kent içindeki bazı burçlar, Hadrian kapısı, Saat kulesi, Hıdırlık kulesi ve bazı duvar kalıntıları varlığını korumaktadır.

Hadrian Kapısı: Antalyada'ki tarihi yapılardan en iyi korunmuşlarından birisidir. Bir Roma eseri olan yapı, İ.S.130 yılında Roma İmparatoru Hadrian adına yapılmıştır. Zamanla şehir surları kapının dış kısmını kapatmış ve kapı uzun yıllar kullanılmamıştır. Eserin günümüze değin yıkılmadan gelebilmesinin bir nedeni belki de budur. Sur kalıntılarının yıkılması ile kapı ortaya çıkarılmıştır. Pamfilya'nın en güzel kapısı olarak kabul edilmektedir. Üst kısımları kubbe şeklinde üç açıklık vardır. Sütunları hariç tamamen beyaz mermerden yapılmıştır. Oyma ve kabartma süslemeleri çok güzeldir. Kapının orjinali iki katlıdır. Üst kat hakkında yeterli bilgimiz yoktur.
Kapının iki tarafında, kapı ile aynı zamanda yapılmadığı bilinen iki kule vardır. Bunlardan güneydeki Julia Sancta kulesi olarak bilinir ve bir Hadrian devri eseridir. Süslemesiz blok taşlardan yapılmıştır. Kuzeydekinin ise alt kısımları antik çağa ait olup üst kısmı Selçuklu'lar zamanından kalmadır.
Kapının önünde durup birkaç saniyelik bir değerlendirme yapınız. Bir yanda modern Antalya'nın çift sıra palmiyelerle ikiye ayrılmış Atatürk Caddesi. Kapının arkasında ise eski Antalya, geçmişle günümüz arasında Pamfilya'nın en güzel kapısı. Bu kapının iki yanında ise iki ayrı çağ ve medeniyetin eseri kuleler. Çağlar ve medeniyetlerin uyum içinde birbiri ile kaynaşması. Bu durum Antalya'nın pek çok yerinde görülebilen ilginç bir özelliktir.

Antalya Müzesi
Antalya Müzesi'nin kurucusu olan merhum Süleyman Fikri Erten, ilk olarak Tekeli Mehmet Paşa Camii'nin karşısında yer alan küçük bir mescitte eski eserleri toplayarak Müzenin kuruluşuna ilk adımını atmıştır. 1922 yılında Kaleiçi'ndeki Aladdin Camii'ne, 1937 yılında da Yivli Minare Camii'ne taşınmış olan Müze, 1972 yılından bu yana da bugünkü binasında hizmet vermektedir.

1988 yılında "Avrupa Konseyi Özel Ödülü"ne layık görülen Antalya Müzesi, 13 sergi salonu ile bahçe ve açık galeriden oluşmaktadır. Koleksiyonundaki eserlerin çoğu büyük bir arkeolojik zenginliğe sahip Antalya bölgesinde yapılan periyodik kazılardan elde edilmiş olup, sergileme ilk insandan başlayarak günümüze dek gelen kronolojik bir sıralama ile yapılmış.

Kesik Minare: Yapının aslı Roma mabedi olup daha sonra üzerine Bizans çağında Roma malzemeleri kullanılarak 5 nefli bir kiliseye çevrilmiştir. Beşik tonozlu olan kilise ortadan manastır tonozu ile ikiye bölünmektedir. Martek konumu itibariyle plan verecek kadar bellidir. Selçuklular devrinde onarım hatta ilave gördüğü bilinmektedir. Asıl camiye çevrilmesi Şehzade Korkut (1470-1509) zamanında olmuştur. Bu onarımda cepheye yani batı kısmına portal yapılmıştır. Güney kısmına ise portal ile aynı yükseklikte kare planlı minarenin kürsü kısmı ve minaresi ilave edilmiştir. H. 1314 yılında yangın geçiren cami 1974 yılında yeni bir oranım daha görmüştür. "Cumanın Camii" diye de bilinen kesik Minare kilise, olarak Meryem Ana'ya adanmış olup Panaglia Kilisesi olarak da adlandırılmaktadır.

Yivli Minare: Adı ile anılan külliye içerisinde camiinin hemen güneydoğusundadır. I. Alaeddin Keykubat tarafından (1219-1238) tarihleri arasında yaptırılmıştır. Kare planlı bir kaidenin üstünde silindirik bir kısmı ve yarım sütun şeklinde "ekiz yivli bir gövdesi vardır. Oldukça kalın olan görev bu yivli bölümlerle zarif bir görünüm kazanmıştır. Sağlam durumdadır. Minarenin inşa malzemesi taş tuğla ve horasan naradır. Minarenin kuzeydoğu tarafından giriş kapısı vardır. 20 basamak merdivenle çıkılır ilk onyedi basamak taş ve normal yüksekliktedir. Diğerleri ise yüksekçe olup, 40-44 cm. kadar yükselen basamakları vardır. Minare gövdesi üzeri firuze çinili tuğlalarla süslüdür. Minarenin yüksekliği tahminen 38 m.'dir. Kaidenin güneydoğu kısmında kare iniş içinde firuze çinilerle kufi yazılı bir pano sunulmaktadır.

Karatay Medresesi: Doğu-batı istikametinde dikdörtgen planlı bir yapıdır. Anıtsal taç kapısı ile ortası avlulu ve eyvanlı medreselerin Antalya'daki tek ve en güzel örneğidir. Batıya bakan cephesinde anıtsal taç kapısı bulunmaktadır. Basık kemerli olan taç kapı sivri tonozla muhafaza altına alınmıştır. Kemerin üzerinde sivri kemerli niş içerisinde 9 satırlık kitabesi yer almaktadır. Karatay medresesi çok tahrip olmuştur. Taç kapısı sağlam ve restore edilmiş olmasına karşılık iki eyvandan başka sağlam yeri yoktur.

Kırkgöz Han, Evdirhan Antalya'yı kuzeye götüren yol üzerindedir.
Kuzeydoğu yönünde Kargıhan, Ortapazarı Han yer alır. Alara Han ve Şarapsu Han Antalya'yı Doğuya bağlayan yollar üzerindedir.

Antik Şehirler

Termessos: Orman içinde korunan ören yerlerinin en çarpıcılarından biri olup aynı adı taşıyan Milli Park'ın içinde yer alır. Beydağları-Termessos Milli Parkı; bitki örtüsü ile bölgenin botanik, yaban keçisi sürüleri ile de açık hayvanat bahçesi görünümündedir. Antalya-Korkuteli karayolunun 24. km'sinden sola tırmanan özel yolla 1050 m. yükseklikte Güllük Dağı'ndaki kalıntılara ulaşılabilir.
Şehrin kalıntıları, Antalya-Korkuteli yolu üzerindeki Yenicekahve yakınında bulunan Hellenistik devir suru ile başlar ve Güllük dağının zirvesine kadar devam eder. Otoparktan sonra şehre tırmanan patika takip edildiğinde, sağ yanda İmparator Hadrian devrinde yapılmış İyon düzenindeki tapınağın basamak ve anıtsal girişine rastlanır, aşağı şehir surları ve su kayağının bulunduğu alanda güneye doğru tırmanmaya devam edilirse, solda yer yer birinci katı ayakta kalmış Gymnasium'a ulaşılır. Birçok oda ve salondan oluşan yapının güney-batısmda arkalarında dükkanlar bulunan sütunlu cadde yer alır ve hemen yakınında kanalizasyon şebekesinin mükemmeliğini gösteren kanallar hala görülebilir.


Olympos
Antalya'nın güney sahillerinde Phaselis'ten sonra ikinci önemli liman kenti Olympos'tur. Şehir adını, 16. km. kuzeyindeki Torosların batı uzantılarından biri olan 2375 m. yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı'ndan alır. Özellikle küçük hamam, mevcut kalıntıları ile Roma hamamının ısıtma sistemini mükemmel açıklamaktadır. Tarihçiler, şehrin baş tanrıçasının savaşın ve bilgeliğinin tanrıçası Âthena olduğunu yazarlar.

Henüz yeri bulunmamış Athena tapınağı ve diğer önemli yapıların, bugün ormanla kaplı akropol tepesinde yer aldıkları düşünülmektedir.
görüntüleri ile Olympos adını almıştır ki tepeler yılın büyük bir bölümü çokluk karlarla kaplıdır.
Beydağları-Olympos Milli Parkı sınırları içinde yer alan şehre ulaşım, Antalya - Kumluca karayolundan güneye ayrılan iki sapaktan da mümkün olup gerek plajı gerekse ormanlık alanları ile Antalya'nın beğenilir günü birlik tatil alanlarından biridir.
Şehir, her ne kadar birlik üyesi olarak Likya birlik meclisinde üç oyla temsil edilmişse de günümüze dek Likya Uygarlığı'na ait herhangi bir ize rastlanmamıştır.
Antalya Müzesi'nce yürütülen küçük çapta kazı, onarım ve çevre düzenleme çalışmaları dışında günümüz kalıntıları, çokluk orman arazisi içinde ağaç ve çalılarla örtülü olup, Hellenistik, Roma ve Bizans dönemlerine aittir.
Olympos Limanı tarihte korsan yatağı olarak bilinir. Kilikyalı korsanların başı Zeniketes şehri üs olarak kullanmış, bu sayede Mitras kültüde şehre yerleştirilmiştir ki bu doğu kökenli yaratıcı ışık tanrısı kültüdür. Şehirdeki korsan egemenliği İ.Ö. 67'ye dek sürmüş., İ.S. 43'te kesin Roma egemenliğinin başlaması, yeni parlak bir dönemin de başlangıcı olmuştur. Onarılan veya yeniden inşa edilen birçok yapı, demirci Tanrı Hephaistos (Vulcono) adına yapılan kutlamalar, İmparator Hadrianus'un (İ.S. 130) ziyareti şehir tarihini Roma dönemine ait renkli sayfalarıdır.
Erken Hıristiyanlık döneminde önemini koruyan şehrin Piskoposu Methodius, adından en çok bahsedilen kişidir. Olympos 4. yy.'dan itibaren yeniden korsan hücumlarına uğramışsa da 5. yy.'da Efes ve İstanbul konsüllerine katıldığı yazılı kayıtlardan anlaşılmaktadır. Geç Hristiyanlık döneminde önemin yitirmeye başlayan Olympos 11. ve 12. yy.'da Venedikli ve Cenevizli tüccarların ticari merkezi olmuş ancak bu aktivite 15. yy.'daki Osmanlı deniz üstünlüğüyle son bulmuştur.
Olympos'un günümüze kadar inmiş kalıntıları genellikle doğudan batıya, doğru hızla denize akan bir ırmağın ağzında ve her iki yakasında yer alır. Antik önemde kenti ikiye bölen nehir yatağı bir kanal içine alınarak her iki yakası da iskele olarak kullanılmış ve köprü ile birbirine bağlanmıştır. Bugün köprünün bir ayağı yeride durmaktadır.Güney kıyıda, Hellenistik döneminin çokgen örgülü duvarı ile yanındaki Roma ve Bizans onarımlara işaret eden bölümü görülmektedir. Nehir ağzına yakın bir yerde küçük ve dik akropolde geç döemlerden kalan ve özellikle anlaşılamayan yapı kalıntıları yer alır. Irmağın güney kıyısındaki Hellenistik temeli ve Roma onarımlı küçük tiyatro oldukça harap olup girişin bir yana iyi korunmuş durumdadır.
Şehrin görülebilir diğer önemli yapısı ise ırmak ağzının 150 m.'sinde yer alan Tapmak kapısıdır. İon düzeninde küçük bir tapınağa ait olduğu mimari parçalardan, Roma İmparatoru Markus Aurellius (İ.S. 161-160) adına yapıldığı da kapı önündeki heykel kaidesinden anlaşılmaktadır. Hiç şüphe yok ki kalıntılar arasında en ilginci son yıllarda Antalya Müzesi'nce yürütülen kazılarla gün ışığına çıkarılmış olan "Kaptan Eudomus'un Lahdidir". Nehir ağzının hemen yakınındaki kayalığın oyuğunda yer alan lahtin uzun kenarındaki gemi kabartması; kaptanın adının yanında gemisinin şeklini vermesi açısından da büyük önem göstermektedir.
Olympos'un birkaç kilometre güneybatısındaki Çakaltepe olarak anılan yükseltinin güney yamacından devamlı olarak alev çıkar. Özellikle geceleri çok etkileyici olan bu doğa olayı metan gazının asırlardır aynı noktadan yeryüzüne ulaşmasından başka birşey değildir. Bu doğa olayı Likya'da taşıyan ve soluğundan ateş püskürdüğüne inanılan Chimaira canavarı ile özdeşleşmiş ve bu sayede Bellerophontes efsanesine ev sahipliği yapmıştır. Zamanla Demirci Tanrı Hepaistos'un kültür merkezi Roma ve Bizans dönemlerinde de dini merkez olarak kullanılan alanda yer yer orijinal blokları görülebilen kutsal yol ile alevlerin etrafındaki bir takım yapıların temellerini görmek mümkündür. İç duvarları yer yer freskolarla süslü Bizans Kilisesi ise alandaki en anıtsal kalıntıdır.


Phaselis
Antalya Kemer Karayolu'nun 44. km.'sinden sola dönen yol, geniş ölçüde orman alanı içinde bulunan Phaselis antik kentine ulaşır. Phaselis, gerek plaj ve piknik alanları gerekse tarihi dokusuyla bölgenin en ilgi çeken ören yerlerinden biridir. Ankara Üniversitesi D.T.C. Fakültesi ve Antalya Müzesi'nin işbirliğinde yapılan kazılarda gezimi oldukça rahat hale getirilmiştir. Kentin, Akdeniz'e uzanan küçük bir yarımada üzerinde İ.Ö. 6. yy'da Rodoslu kolonistlerce kurulduğu söylenir.

Kuruluş efsanesinde kolonistlerin yöre halkına mısır veya kurutulmuş balık önerilerine balık isteği ile cevap verildiği anlatılır. Coğrafi konumu önemli bir liman kenti olduğunu gösterir. Biri yarımadanın kuzeyinde, diğeri kuzeydoğuda, üçüncüsü ise güneybatı kıyısında yer alan üç limana sahiptir. Romalı coğrafyacı Strabon, orta limanın hemen gerisinde küçük bir gölün yer aldığından söz eder ki, bu alan bugün sazlık durumdadır. Limanları, agoraları ve şehir sikkeleri üzerindeki antik gemi betimlemeleri Phaselis'in ticari liman hüviyetini vurgular. Antik kent, özellikle gerisindeki ormanlarla kaplı Toros Dağları'nın kerestesini Akdeniz limanlarına sevk etmek için kurulmuş olmalıdır.
Ana hatları ile bölgenin tarihi kaderini paylaşan Phaselis, bazen Likya bazen de Pamfilya bölgesi şehri olarak gösterilir. Gerçekten her iki bölgenin sınırında yer almaktadır. Şehirde sırasıyla İ.Ö. 5. yy'da Pers, 4. yy'da Karya Satrabı Mausolos ve nihayet komşu şehir Lmyra'nın Kralı Perikles'in egemenlikleri görülür. İ.O. 333'de Büyük İskender'in Makedonya'dan Hindistan'a uzanan seferinde bir süre Phaselis'te konaklaması, Phaselisli'lerin İskender'i altın taçla karşılamaları, şehir tarihinin en renkli sayfalarındandır. Şehrin, bu devirde zambak yağı ve gülleri ile ünlü olduğu anlatılmaktadır. İskender'den sonra birçok kez el değiştiren Phaselis İ.Ö. 167'de Likya birliğine üye olup birlik tipi sikkeler basar. Bir süre komşu kent Olympos ile korsanların talanlarına maruz kalmasının ardından İ.Ö. 433'te Roma egemenliğine girer ki bu dönem şehirde yeniden yapılanma ve en az 300 yıl sürecek refahın başlangıcıdır. Şehir 129'da İmparator Hadrian tarafından ziyaret edilir. Güney limanından başlayan ana cadde girişinde tek kemerli anıtsal tak, bu ziyaretin anısına dikilmiştir. Tarihçiler bu zengin dönemde, şehrin, zaman zaman Rodos'lu gemicilerin getirmiş olabileceği sıtma salgını, zaman zaman da yaban arısı baskını nedeni ile sıkıntılı günler yaşadığından bahsederler. 5. ve 6. yy'lar şehrin Bizans egemenliğindeki yüzyıllardır ki, Phaselis 451'deki Kadıköy Konsülüne katılan şehirler arasında yer alır. 7. yy'daki Arap akınlarından sonra 8. yy.'da şehirde yeni bir refah dönemi başlar. Son devir sur kalıntıları ve yapılar, bu dönemin inşa faaliyetleridir. Phaselis, 1158'deki Selçuklu kuşatmasından sonra gerek depremler ve gerekse Antalya ve Alanya limanlarının işlevlerinin artması ile önem kaybedip 13 yy. başlarında tamamen terk edilir.
Günümüze, çokluk Roma ve Bizans döneminin kalıntıları ulaşabilmiştir ki bunlar şehrin ana aksını oluşturan ve Kuzey-Güney limanlarını birleştiren ana caddenin her iki yanında sıralanırlar. Cadde; agora ile tiyatro arasında genişleyerek küçük bir meydan oluşturur. Meydanın güney doğu köşesindeki basamaklar, tiyatro ve akropolise ulaşımı sağlarlar. Phaselis tiyatrosu, akropolisin yamacına inşa edilmiş küçük boyutlu tipik bir Hellenistik devir tiyatrosudur. Roma döneminde sahne binasının eklendiği, Bizans'ta ise sahne binası duvarının, kısmen şehri koruyan yeni surların bir parçası olduğu kalıntılardan anlaşılmaktadır.
Örenyerinin girişinden sonraki virajın sağında, şehrin en eski surlarıyla (İ.Ö. 3.yy) tapınak veya anıtsal bir mezara ait olabilecek temel kalıntılarına rastlanır. Kuzey limanın arkasındaki yamaçsa şehrin mezarlık alanıdır. Günümüzün en anıtsal kalıntıları ise otoparkın önündeki su kemerleridir. Şehrin ihtiyacı olan su, kuzeydeki tepede yer alan kaynaktan getirilmekteydi.
Biri tiyatronun karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere şehirde üç agora bulunmaktadır. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde, bugün Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alır. Şehrin diğer önemli iki kalıntısı ise yine şehir meydanındaki biri küçük diğeri büyük iki hamam kalıntısıdır.

Antalya'nın 18 km. Doğusunda Perge, Batıda Kemer, Antalya-Alanya Karayolunun 29. km'sinde (5 km. içeride) Silyon, Antalya'nın yakın çevresindeki Antik Kentler'dir.
Olimpos Bey Dağları Milli Parkı, Güllük (Termessos) Milli Parkı, Düzlerçamı, Güver Uçurumu doğa tutkunu turistler için vazgeçilmez alanlardır.

KEMER, Güney Antalya Gelişim Projesi hedeflerine uygun olarak kitle turizmine açılmış en önemli merkezlerimizdendir.
-Yat Turizmi gelişmiştir. Mavi yolculuk tur programının önemli noktalarındandır.
-Doğa,'tarih,-temiz deniz ve altyapı zenginliği ile Türkiye'nin seçkin tesisler merkezi olmuştur.
-Susporları, dalış merkezleri, atlı spor kulüpleri özel çeşitlilikler sunmaktadır.

KAŞ; kendine özgü, büyüleyici, büyük endüstriyel turizm tesisleri yerine küçük işletmelerin, aile işletmelerinin çoğunlukta olduğu bir kenttir.
- Yaylalar ünlüdür.(Gömbe-Sütleğen)
- Uçarsu ve yeşil göl turistler için ilginçtir.
- Kekova, Simena, Uçağız, Patara, Kalkan Akdeniz'in Kaş Bölgesi'ne sunduğu ayrıcalıklı güzelliklerdir. Kitle turizminin yoğun ilişkilerinden kaçanlar için en huzurlu sığınma limanıdır.
- Likya Kaya mezarlarının kent mimarisine yansıdığı cumbalı evler ilgi çekicidir.

DEMRE (Kale); bir tarım kentidir.
- Patara doğumlu St. Nicolas burada yaşamış, aziz ilan edilmiş ve kilisesi hac merkezine dönüşmüştür.
- St. Nicolas Kilisesi, Turizm Bakanlığı'nca Hz. İsa'nın doğumunun 2000. yıl dönümü nedeniyle hazırlanan "İnanç Turizmi" projesi kapsamında tesbit edilen 9 önemli merkezden biridir.
- Demre, Myra, Kekova üçgeni organize turların en önemlilerindendir.
- Kamu arazileri tahsisleri yolu ile kitle turizmine açılma çalışmaları sürmektedir.

SERİK; turizm açısından "BELEK PROJESİ" ile ünlüdür.
-Türkiye'nin en önemli golf merkezidir.
-Turizm Bakanlığı'nın örnek kıyı planlaması yaptığı bölgelerimizin başında gelmektedir.
-Doğal dokusu ince kumlu uzun ve derin plajı ile özel önemli bir turizm merkezidir.

MANAVGAT; Side, Titreyengöl, Çolaklı Turizm merkezleri ile bölgenin en hızlı büyüyen ilçesidir.
- Side Türkiye'nin ilk turist çeken antik kentlerindendir.
- "Köprülü Kanyon Milli Parkı" sınırları içerisindeki Köprü Çayı, Turizm Bakanlığı'nca ilan edilen ilk Rafting parkurudur. (Amatörler içindir.) Yıllık kapasite 150-200 bin kişiye ulaşmıştır.
- Manavgat Irmağı üzerindeki tekne turları önemli potansiyele sahiptir.
- Side Antik kent içindeki küçük konaklama,yiyecek-içecek üniteleri ve alışveriş ünitelerinin potansiyeli yüksektir.

ALANYA; bölgenin meyve üretim deposudur. -Alanya, kalesi, kent hayatının turistlerle bütünleşmesi ile bölgenin en eski turizm çekim merkezlerindendir. Kitle turizmine yönelik dev tesisler, kent içi tatil talebini karşılayan apartlar ve küçük pansiyonlar Alanya'yı renklendiren çeşitliliklerdir.
Aya Yorgi Kilisesi, Alaaddin Camii, Alara kalesi, Kızılkule, Alarahan, Şarapsa Hanı, Kargıhan başta olmak üzere Damlataş mağarası da önemli turist ziyaret alanlarıdır.
1991 yılından bu yana düzenlenen Triathlon yarışmaları uluslararası niteliktedir.
- Beach Volley uluslararası düzenlenen bir turnuvadır.
- Alara çayı üzerinde rafting yapılmaktadır.


Üst
 
 
Antalya

 
              
 
 
 
 
 
Hosting Sponsorumuz Livednshost Internet Technologies
Copyright © 2000-2002 Dosof.Tware. Her Hakkı Saklıdır.