OTELLER CITY GUIDE ACENTA & RENT A CAR MAĞAZALAR
TÜRKİYE ILLER TÜRKİYEDE TURİZM TÜRK MUTFAĞI
KÜLTÜR MÜZELER KONSOLOSLUKLAR TURİZM INFOR.
YAŞAM İŞ HAYATI YAT & MARİNA HAVA DURUMU
SPOR ÖNEMLİ TEL. DÖVİZ KURU BİLGİLENDİRME
ULAŞIM HABERLER OYUNLAR İNSAN KAYNAKLARI
FORUM RADYOLAR SOHBET FOTOĞRAF GALERİSİ
REHBER BİZE ULAŞIN SİTE HARİTASI ANA SAYFA
 
K a t e g o r i
 
Kültür Haritası
Halk Bilgisi
Gelenekler
Halk Edebiyatı
Halk Oyunları
Müzik Kültürü
İnanışlar
Bayramlar
Yerel Etkinlikler
Geleneksel Oyunlar
Spor-Oyun
Giyim-Kuşam
El Sanatları
Sanat
Yemek Kültürü
Anadolu'nun Hazineleri
 
 
 
 

KÜLTÜR

   
 
KÜLTÜR HARİTASI  

Click on iconas to see culture places
Edirne-City of Mosques Canakkale-Troy-Assos Bursa-Green Mosque Izmir-The City of History Ankara-Capital City Hittites-Eskisehir Kutahya-Tiles Aksehir-Nasreddin Hodja Denizli-Pamukkale Isparta-The City of Roses Kirkpinar Bergama-Zeus Ephesus-Hadrian Temple Aydin-Aphrodisias Aydin-Didyma-Apollon Temple Bodrum-Dream town Rock Tombs-Lycian city of Telmessus-Fethiye Demre-Myra-Santa Claus-St.Nicholas Church Kas-Kalkan-Patara-Antiphellos Antalya-The Turquoise Riviera Iznik-Iznik Ware Akcakoca-The Black Sea Cost Safranbolu-Ottoman Houses Sinop-Sinope Konya-Mevlana Aspendos-Perge-Side-Belkis Alanya-Coracesium Yassihoyuk-Gordion Corum-Alacahoyuk-Hattusas-Yazilikaya Hacibektas-Haci Bektas-i Veli Salt Lake Karaman-Hittites-The Region of 1001 Churches Tarsus-The birthplace of St. Paul Nevsehir-Capadocia-Urgup-Goreme Mersin-Anamur-Silifke-Catles Amasya-Rock tombs of the Pontus kings-Ottoman Palace Adana-Cilician Plain-Hittites-Cleopatra Gate Hatay-Antakya-St.Peter Churchs-Mosaic Museum Sivas-Gok Medresse Kahramanmaras-Worldfamous Ice Cream Adiyaman-Mt.Nemrut National Park-Commagene Kingdom Ataturk Dam-Adiyaman Urfa-City of Prophets-Fish Pool Harran-Carrhae-First University-Temple of Sin Malatya-Famous for dried fruit. Mardin-Deynulzaferan Monastery Diyarbakir-Diyarbakir Wall 5.5 km Ordu-Nuts-Rize-Turkish Tea Trabzon-Sumela Monastery-Ayasofya Erzincan-Hittites Erzurum-Byzantine city walls-The Great Mosque-Seljuq theological colleges Hakkari-Mountaineering and Winter Sports Artvin-Rafting-Bull Fighting Kars-Church of the Apostles-Ani Ruins Agri-Mt.Ararat-Noahs Ark Ahlat-Emir Bayindir Mausoleum Van-Akdamar Churchs-Cats Gaziantep Lake Van Aydin-Saitn Marys Home Istanbul-History starts here
 

AYDIN
 

Aydın, Batı Anadolu Bölgemizde tarih ve uygarlığın izlerini taşıyan, dünyanın ender yerlerinden biridir. Tarihin çeşitli evrelerindeki değişik kültür birikimlerinin açık bir müzesidir. Tarihi M.Ö. 7000 yılına dayanan bu topraklarda yerleşen ilk insanlar, nerelere nasıl yerleştikleri ile ilgili el yapımı kayıtlar mevcuttur. Bu eserlerde M.Ö. 5000 yılındaki köy kültürü, M.Ö.3000 yılında şehir devletleri kültürüne dönüşmektedir. Yeni gelenler M.Ö. 2000 yılından itibaren devlet kurarak Anadolu

kültürüne katkıda bulunmuşlardır. MÖ.. 14. ve 12. yy' da Ege ve Doğu Akdeniz'in her yanına dağılan halk toplulukları kavimler halinde Ege kıyılarına kadar geldiler. Bu göç sonucunda Hitit devleti, Troia Krallığı, Miken kolonileri yıkılmıştır. Bu kavimlerden Atoller ve Ionlar Batı Anadolu'da, Büyük ve Küçük Menderes ovalarına yerleştiler ve Lidya Krallığı bünyesinde 12 kıyı kenti kurdular, site denilen bu kentlerde deniz ticareti geliştirildi. Siyaset, sanat, bilim, felsefe, mimarlık, alanında da Sosyo-kültürel etkinlikler yarattılar.

Üçgözler (TRALLES) Lidya döneminde, Tralleis kenti, Karya, Kilikya, Iran ve Suriye ve Uzak Doğudan gelen ticaret mallarının toplandığı ve Ege limanına gönderildiği dağıtım merkezi durumundaydı. Ayrıca Büyük Menderes vadisinde yetiştirilen ürünler Milet limanından Yunanistan, Roma, Mısır ve Fenike'ye ihraç edilmekteydi. Nitekim Lidya gerek kendi kaynakları gerekse topladığı vergilerle olağanüstü gelişti, bölge ekonomisinde önderlik etti. Dünyanın ilk parasını darp eden (basan) ülke oldu.

Frigler, Anadolu'da ilk büyük devleti kurdular. M.Ö. 1200 yılında Büyük Menderes'in yukarı platosuna yerleştiler. Frigler'in Trak Kavimlerinden olduğu Iiliryalilar'in saldırısı üzerine Boğazlar'dan geçerek Geldiklerini, Hitit krallığını yıktıkları biliniyor. lonlar'in M.Ö. 1200 yılında Gediz ve Büyük menderes ovalarında kurmuş oldukları şehirlerin en Önemlisi Milet şehri idi. lonlar felsefede önemli aşamalar yaptılar. Matematik ve Astroiiomi bilgini Thales (Tales) her şeyin ana elementinin su olduğunu ileri sürdü; Lidyalilar'la Modyalilar arasında yapılan savaştaki güneş tutulması olayını önceden hesapladı. Miletli diğer bir bilgin Anoksimandros, her şeyin başlangıcının "sinirsizlik-sonsuzluk" olduğunu ileri sürdü. MÖ..5. YY da Irandan gelen Perslerin istilası sonucunda doğu kültürü ile tanışan Bati Anadolu kentlerinde Greko-Pers denilen yeni ve özgün bir kültür sentezi oluştu. M.Ö. 546 yılında Lidya kralı Krezüs, Pers kralı Kyros (Kurus) ile yaptığı savası kaybedince, Ion şehirleri Pers Krallığı'na bağlandılar. Persler'in hoşgörüsüz davranışları kolonileri ile şehirlerin bağlarını kopardı. M.Ö. 500 yılında karışıklıklar başladı. Perslerin bölgedeki egemenliği Makedonya'nın basına Aleksandr gelene dek devam etti ve Helenistik dönem başladı. Tüm bu istilalar sırasında Tralleis odaksal konumu nedeniyle askeri üs olarak kullanılmıştır. MÖ.. 1.ve 2. Yy.da Roma yönetimi altında kalan bölge, ekonomik, ticari ve kültürel alanda önemli gelişmeler gösterdi. Romalıların yerel kültürü benimsemeleri, kaynakları, yolları ve ticareti geliştirmesiyle yöredeki antik kentler, özellikle Efes, Milet, Tralleis, Aphrodisias kalkındı, büyük boyutlu anıtsal yapılarla donatıldı.


Kuşadası: Turizm açısından Türkiye’nin önemli ve gelişmiş merkezlerinden birisidir. Aydın il merkezine 71 km uzaklıkta olan ilçe, Kuşadası Körfezi’nin doğu ve güneydoğusundaki kıyı ovasıyla, gerisinde kalan alçak yaylayı kaplar. Doğusu ve güneyi dağlarla çevrilidir. İlçe ekonomisinde temel sektör turizm ve buna bağlı olarak gelişen ticaret ve hizmetlerdir. Tarım da ekonomisinde önemli yer tutar.

Kuşadası, çağlara göre değişen yerleşimlerden olmuştur. İlk yerleşim olan Neopolis, Yılancı Burnu denilen yerde İonlar tarafından kurulmuştur.

OrtaÇağ’da Pilav dağı eteklerinde Andız kulesi denilen alandaki yerleşim, deniz ulaşım güçlükleri nedeni ile “Scalanova” (yeni İskele) adıyla ticari bir liman olarak günümüzdeki yerini korumuş, daha sonraları Balat (Milet) limanının alüvyonlarla dolması, ilgiyi Kuşadası’na yöneltmiştir. İlçe 1413’te Osmanlı yönetimine geçti. Kervansaray ve Kuşadası’nı çeviren surlar Osmanlı döneminde Öküzcü Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. Güvercin ada ve 1834’te yeniden yapılan küçük ada, önce Venedikliler, daha sonra Osmanlılar tarafından askeri üs olarak kullanılmakta idi. 1960’lı yıllara kadar küçük bir yerleşim olan ilçe, turizm gelişmesi ile birlikte, 1970-1980’li yıllardan itibaren olağan üstü büyüme göstermiştir. Kuzeyde Selçuk ve Pamucak, güneyde Dilek yarımadası ile sınırlanan ilçe merkezi, Efes, Meryemana, Selçuk, Milet, Didim, Pamukkale, Marmaris, Bodrum gibi önemli turistlik merkezlerin odağında bulunmaktadır. Ayrıca Yunanistan’a ait Sisam adasına yakın olması nedeniyle, buraya gelen turistler için Türkiye’nin kapısı durumundadır. Biri uluslar arası modern hizmet sunan yat limanı olmak üzere, iki limanı vardır. İlçe ve yakın çevresinde çok sayıda plaj, otel, motel, kamping, tatil köyü ve eğlence yerleri bulunmakta; yaz aylarında çok canlı ve renkli bir yaşantı gözlenmektedir.

Panionion: Kuşadası’nın Davutlar bucağındadır. İon Kentler Birliği’nin merkezi ve kent temsilcilerinin toplantı yeriydi. Panionion birliği Mykale Dağı’nın eteğinde Güzel Çamlı yöresinde Poseidon Helikonios’a atfedilen kutsal yerde toplanıyordu. Bölgede 1957-1958’de yaptığı kazılar sırasında G.Kleiner, sunak olması gereken bir yapıyı gün ışığına çıkarmıştır. Bu yapı kayanın dış yüzüne oyulmuş on bir basamaklı bir tiyatro şeklinde inşa edilmişti ve İon kent delegelerinin toplantı yeri olarak kullanılıyordu.

Küçükada Kalesi: Güvercin adasındadır. Çok eski bir yapı olup, 19.yüzyılda Mora ayaklanması sırasında, adalardan gelebilecek saldırılara karşı bir ileri karakol olarak Osmanlılar tarafından yapılmıştır. Ada iskelesi yapılırken, aradaki dalgakıran ve beton yol ile kıyıya bağlanmıştır.

Öküz Mehmed Paşa Kervansarayı, Camii ve Hamamı: İskele yakınındadır. 1618 yılında Sadrazam Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mazgallı ve kale şeklindeki yüksek duvarlarla çevrili olup, avlulu ve iki katlıdır. Günümüzde konaklama tesisi olarak kullanılmaktadır. Caminin 17. yüzyılda Kervansarayla birlikte yaptığı, Öküz Mehmed Paşa vakfiyesinde yazılıdır. Kuşadası’nın en anıtsal camisidir. Plan ve yapı biçimi bakımından Aydın ve çevresindeki camilere benzer. Kervansaray ve kale ile birlikte Öküz Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.


Milet: İlkçağda denizciliğiyle parlayan ve zamanla önemli bir ticaret kenti haline gelen Milet; Büyük Menderes'in kıyıyı doldurması sonucu, Ege sahillerindeki pek çok şehir gibi, bugün tarlaların içinden seyrediyor sizi. Herodot'un "çalışan nehir" olarak tanımladığı nehirlerden olan Büyük Menderes; taşıdığı malzemeyle, sahil şeridinin yılda ortalama 6 metre kadar denize doğru ilerlemesine neden olmuş. Böylece, klasik dönemde Latmos Körfezi'nin ağzında bir sahil kenti olan Milet, zamanla denizden 10 km içeride kalmış.

Bir zamanlar kentin karşısında bulunan Lade Adası, bugün ovanın ortasında bir tepeye; Latmos Körfezi ise, Bafa Gölü'ne dönüşmüş.

Milet'i diğer antik kentlerden ayıran özelliği, çok büyük bir alana yayılmış olması. Priene'deki tiyatro nasıl en iyi Helenistik örneği temsil ediyorsa; Milet Tiyatrosu da, Yunan - Roma tipinin en güzel örneklerinden biri. Helenistik dönemde 5 bin 300 kişilik olan tiyatronun kapasitesi, Roma döneminde 19 bin kişiye çıkarılmış. Bugün tiyatronun üçüncü katı yerinde, Bizans ve Osmanlılar zamanında kullanılmış bir kalenin kalıntıları yükseliyor; sahnenin ayakta kalan parçaları ve katlar arasındaki galeriler, tiyatro atmosferini büyük ölçüde canlı tutuyor. Tiyatronun arkasından devam ettiğinizde; liman yerine ulaşıyorsunuz. Kentin 4 büyük limanından geriye kalan tek örnek bu. Triton adı verilen, yarı insan yarı balık şeklinde bir varlığın tasvir edildiği kabartmalı bir anıt, limanı işaretliyor.

Güney agora, onun batısında yer alan buğday ambarı, 100 metre uzunluğundaki tören yolunun kapısı, senato binası işlevini gören bouleuterion, 19 dükkanlı iyonik düzendeki stoa, üç katlı olduğu bilinen ve nymphaion adı verilen kent çeşmesi, Apollon'a adanmış bir açık hava tapınağı olan Delphinios Kutsal Alanı ve kuzey agora, kent merkezini doğrular nitelikte iç içe sıralanmış.

Ören yerinde ilk anda fark edilen yapılardan biri de, Faustina Hamamları. Anadolu'daki en büyük Roma hamamlarından biri olan bu yapıyı, Roma İmparatoru Marcus Aurelius, eşi Faustina için yaptırmış. Soğuk - sıcak - ılık kısımlar, soyunma odaları ve havuzun rahatlıkla gözlemlenebildiği yerde; havuz kenarında boylu boyunca uzanmış bir nehir tanrısı (Maiandrios) heykeliyle bir de aslan figürünün kopyası duruyor. Bir zamanlar, aslan heykelinin ağzından ve tanrı heykelinin kaidesinden gelen suyla havuz doldurulurmuş. Heykellerin orijinalleri ise, Milet Müzesi'ndedir.

Priene: Çağının önemli piskoposluk merkezi olan antik kent Prienne, Milet'in kuzeyinde, dik açılarla kesişen bir geometrik düzene göre kurulmuştur.Kentin en önemli yapısı kentin tepesine kurulmuş olan Athena Tapınağıdır. Bundan başka kentin kuzeydoğusunda bulunan ve Helenistik devirde yapıldığı belirtilen tiyatroda görülmeye değerdir.

Priene'nin kelime anlamı "Hisar Yurdu" demektir. Priene kentinin ilk yerleşiminin nerede kurulduğu belli değildir. Kent M.Ö. 350 yıllarına doğru bugünkü yerinde yeniden inşa edilmiştir. Milet'li ünlü şehirci-mimar "Hippodamos"un, kendi adıyla anılan "Hippodamos Planı"na göre yeniden inşaa edilen bu kent, arkeolojide Hellenistik çağın en güzel kentlerinden biri olarak bilinir. Günümüzden 2000 yıl önce Söke Ovası tamamen bir deniz, Bafa Gölü de bir koy şeklindeydi. Bu denizin kenarında Antik Çağın en güzel kentlerinden Priene yer alıyordu. Priene'liler denizcilikle uğraşıyorlardı. Kentin üç limanı vardır. Güneyinde yeralan "Naulochos" limanı en büyüğüdür.

M.Ö. 494 yılında İyon Birliği ile Persler arasında yapılan Lade Deniz Savaşı'na Priene'liler 12 gemi ile katılmışlardı. Savaş sonunda İyon donanması yenilgiye uğrayınca Milet ve Didyma gibi Priene kenti de yakılıp yıkıldı. Menderes Nehri'nin yavaş yavaş denizi doldurması sonucu bugün denizden epey uzaklaşmıştır. Etrafın bataklık hale gelmesi ve deprem sonucunda 13. yy.'dan sonra tamamen terkedilmiştir.

Afrodisias (Aphrodisias): Antik Çağlar’ın görkemli bir kenti olan Aphrodisias ören yeri, Babadağ sırasının eteğinde, denizden yaklaşık 600 m yükseklikte bir plato üzerinde yer almaktadır. Burası İzmir’in güneydoğusunda, karayolu ile yaklaşık 230 km uzaklıkta, Aydın ilinin Karacasu ilçesine bağlı Geyre köyü yakınındadır. Eski kaynaklar Aphrodisias hakkında çok az bilgi vermektedir. Byzantium’lu Stephanos’a göre kent, MÖ 13.yüzyılda kurulmuştu ve Ninoe (etimolojik olarak yarı efsanevi Babil kralı

Ninos kökenli) olarak adlandırılıyordu.Kentin başka adları da vardı.

Aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit adına kutsal törenler yapılan Aphrodisias kenti Antik Çağ’ın önde gelen mimarlık, sanat, heykeltraşlık ve tapınma merkeziydi. Bilimsel araştırma ve arkeolojik kazılar sonucunda Aphrodisias’taki ilk yerleşmenin MÖ 4000 yıllarında Kalkolitik Çağlar’da başladığı tespit edilmiştir. Kesin bilgiler MÖ 11. yüzyıla aittir ve tarihçi Appian tarafından verilir. Ona göre Aphrodisias, komşu kent Plarasa (Bingeç) ile birlikte bu dönemde gümüş ve bronz sikkeler darbetmiştir. Aphrodisias’ın en parlak ve gelişkin dönemi, Roma Çağları’ndadır. Kentin yakınında Baba Dağı eteklerinde bulunan ocaklardan sağladıkları değerli mermerlerden olağan üstü güzellikte heykeller ve yapı elamanları üreten ve imparatorluğun her yanına ihraç eden Aphrodisiaslı ustalar,”Aphrodisias stili”olarak bilinen “Manierist” sanat okulunu kurdular. Beş yüzyıl kadar süren yoğun iskan ve geleneksel Roma yaşantısı boyunca,göz kamaştıran güzellikte yapılarla dolu bir kent ortaya çıktı.

Bizans Çağları’nda dinsel ve siyasal nedenlerden olumsuz etkilenen Aprodisias, giderek eski parlak dönemlerini geride bıraktı. Yangınlar, yer sarsıntıları, Sasani ve Arap akınlarıyla harap oldu ve zamanla terk edildi.

Arkeoljik kazı ve araştırmalar ilk defa 1904’te başlatıldı. 1961’den itibaren “National Geographic Society” kurumunun finansmanı ile New York Üniversitesi adına 1990 yılına kadar Prof. Kenan Erim’in başkanlığında, günümüzde ise Prof. Roland Smith tarafından sürdürülmektedir. Bu kazılar ve bilimsel araştırmalar sonucunda mimarlık, heykeltraşlık, tıp, matematik, astronomi alanlarında ve çeşitli sanat dallarında önemli çalışmalar yapıldığı belgelenmiştir. Tıp araştırmacısı Xenocrates, Romancı Chartiton ve Düşünür Alexander Aphrodissias'lıdır.

Hamam ve agora, kentin tapınağı, stadyum, 10.000 kişilik tiyatro, Roma- Bizans dönemleri arasında yapılmış surlar, akropol, odeon bugün de ayakta duran yapıtlarındandır.

Aydın ili arkeolojik sit alanları yönünden Türkiye’nin en zengin yörelerinden biridir. MÖ 4000 yılının sonundan günümüze kadar Hitit, Ion, Lidya, Roma, Bizans, Anadolu Selçukluları, Aydıoğulları, Menteşoğulları ve Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olan il, bu birikimin sonucu olarak sahip olduğu antik kentler ve müzeleri ile iç ve özellikle dış turizm açısından büyük bir potansiyele sahiptir. Batıda kıyı kesiminde bulunan önemli antik yerleşimlerden Milet, Didyma, Priene; orta güneyde Alinda, Alabanda; kuzeyde Tralleis, Nyssa ve doğuda Aphrodisias ve kuzey yakınında İzmir, Efes ve Meryemana evi, doğuda Denizli’de Hierapolis, güneyde Muğla’da Labranda, lasos ve Halikarnassos antik kentleri, tarihi ve arkeolojik gezi alanları oldukça yoğun turizm talebi yaratmaktadır.


Üst
 
 
Aydın

 
              
 
 
 
 
 
Hosting Sponsorumuz Livednshost Internet Technologies
Copyright © 2000-2002 Dosof.Tware. Her Hakkı Saklıdır.