Halikarnassos'ta (Bodrum'un eski adı)
M.Ö. 484 yılında doğan ve "Tarihin Babası"
olarak bilinen HEREDOT'a göre Bodrum Dor'lar tarafından
kurulmuştur. Daha sonra Karya ve Leleg'ler bu bölgeye
yerleşmişlerdir. M.Ö. 650 yılında Megeralılar gelerek
şehri genişletmişler adını da Halikarnassos olarak değiştirmişlerdir.
Bodrum M.Ö. 386 yılında Persler'in egemenliğine girmiştir.
Halikarnassos en parlak devrini M.Ö. 353 yılında Karya
bölgesinin başkenti olunca
yaşamıştır. Dünyanın yedi harikasından
biri olan Mausoleum bu dönemde Kral Mausolos'un anısına
kızkardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia tarafından
yaptırılmıştır.
M.Ö. 5. Yüzyılda Pers Satrabi Mavsolos Halikarnassos'u
Karya Bölgesi baskenti yapmış ve halkı üç büyük kentte
oturmaya mecbur etmiştir. Bu şehirler Halikarnassos,
Myndos ve Theangela'dır. Mausolos'un 353 yılında ölümünden
sonra yerine karısı ve kız kardeşi Artemisia geçmiş
ve kocası adına Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri sayılan
mezar anıtını tamamlamıştır. Artemisia'nin 351 yılındaki
ölümünden sonra da kardeşi Idrieus, onun da ölümünden
sonra başa M.Ö.334 yılında kız kardeşi ve karısı Ada
geçmiştir. En küçük kardeşi Piksadaros'un Ada'yı Alinda'ya
sürmesinden sonra satrap oldugu bilinmektedir. Büyük
Iskender 334'te şehri ele geçirdikten sonra Ada'yı şehri
yönetmek üzere geri çağırmıştır. Bu çağdan sonra şehir
M.Ö. 129'a kadar bağımsız kalmış daha sonra da Roma'nin
Asia Eyaleti'ne bağlı küçük bir şehir olarak varlığını
sürdürmüştür.
Bodrum M.Ö. 192 Romalıların eline geçmiş ancak bu dönemde
önemli bir gelişme göstermemiştir. M.S. 395 yılında
Bizaslıların, M.S. XI yüzyılda Türklerin eline geçmiştir.
I. Haçlı savaşlarında Bizanslıların, XIV. yüzyılda tekrar
Türklerin eline geçmiştir. 1415 yılında Rodos Şövalyelerinin
eline geçmiştir. 1522 yılında Kanuni Sultan Süleyman
döneminde tekrar Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır.
Bodrum Kalesi: Bodrum Kalesi Rodos (St.Jean)
Şövalyeleri tarafından 1402 yılında yapılmaya başlanmış
ve 1522 yılına kadar yapımı sürmüştür. (Kalenin inşasının
başlangıç ve bitiriliş tarihleri konusunda değişik tarihler
öne sürülmektedir.) Kalenin; isimleri İngiliz, Fransız,
Alman, İtalyan ve İspanyol kulesi olan 5 ana kulesi
vardır. İngiliz Kulesi, Aslanlı Kule olarak; İspanyol
Kulesi, Yılanlı Kule olarak da bilinir. Kale 1770 yılında
Rus donanmasının saldırısına uğramıştır.
Padişah II. Abdülhamit zamanında bir hapishane olarak
kullanılmıştır. En ünlü kalebent, Halikarnas Balıkçısı
olarak tanınan Cevat Şakir Kabaağaçlı'dır. Kale 1915
Fransız bombardımanından sonra terk edilmiştir.
1964 yılında Bodrum Kalesi, Müze Müdürlüğü
olmuş, 1979 yılından beri Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak
adlandırılmıştır. Camiye çevrilen Şapel içerisinde M.S.
626 yılında batan Doğu Roma (Bizans) Gemisinin eserleri
sergilenmektedir. 1958 yılında sünger avcısı kaptan
Kemal Aras tarfından bulunan geminin kıç bölümü Bodrum
Sualtı Arkeoloji Müzesi ve INA uzmanlarının çalışmalarıyla
1/1 ölçeğinde yapılmıştır.
Serçe Limanı Cam Batığı Salonunda,
1025 yılında batan teknenin kendisi sergilenir. Bu tekneden
3 ton kırık ve sağlam cam çıkarılmıştır. Dünyanın en
büyük İslam cam kolleksiyonu burada sergilenmektedir.
Fransız kulesinin hemen yanındaki Baltalı kulede Büyük
İskender'in manevi annesi , Satrap Mavzolos'un kızkardeşi
olan Karya'yı M.Ö. 344 - 341 yıllarında yöneten Karya
Kraliçesi Ada'nın mezar buluntuları sergilenmektedir.
Kraliçe Ada'nın kafası İngiltere'de Manchester Üniversitesi,
Tıpta Sanat bölümünde etlendirilmiştir. Kraliçe Ada'nın
mankeni bir niş'de ayakta durur vaziyette sergilenmektedir.
Buradaki müzenin asıl amacı, bir çoğu binlerce yıl öncesinden
kalan, çok değişik türlerdeki denizaltı bulgularını
günümüzdeki ziyaretçilere sergilemektir. Müzede sergilenenlerin
yüzde doksanı denizden çıkarılmıştır (gerisi ise Bodrum
ve civarında bulunanlardır) ve bunlar Kale'nin içindeki
sayısız galerilere ve değişik atmosferdeki salonlara
dağılmıştır. Örneğin, bugün Özel Kilise'deki Bronz Çağ
Salonu'nda M.Ö. 2500'ler civarındaki bulgular sergilenmektedir.
İtalyan Kulesi'nin ilk katında, yüzyıllar öncesime uzanan
dönemlerden kalma sikke ve takılar bulunmaktadı. (Ayrıca
iki sanat galerisinde de modern Türk sanatçılarının
yapıtları serğilenmektedir. Kuzey taraftaki hendek ise
Bodrum Festivali sırasında tiyatro olarak kullanılmaktadır).
Kale'de yeni açılan bir bölümde de, tarihin, nasıl Bodrum
yaşamının bir parçası olduğu gösterilmektedir. Yeni
bulguları yaşama döndürmek üzere yapılan kazılarda,
M.Ö. 360-325 yılları arasında yaşamış Karya'lı bir prensesin
kalıntılarının tesbit edildiği bir mezar bulunmuştur.
Çok önemli olan bu bulguda, iskelet kalıntıları üzerine,
altın aplike edilmiş bir giysi, düzeltilerek konmuş
ve altın taç, bilezikler, yüzükler ve kolye ile tamamlanmıştı.
Kalıntıların iyi korunmuş halde olmaları, bir İngiliz
uzmanlar grubunun, bu eski çağlardan kalma asil kadın
kafatasını ve yüz hatlarını yeniden yapılandırmalarına
fırsat verdi. Bodrum Kalesi, bu önemli buluntunun onuruna,
Karya'lı Prenses'in bedeninin ve takılarının gösterildiği
özel bir salon açtı.
Mausoleum: Dünyanın yedi harikasından biri olarak
kabul edilen Mausoleum'un yapımına Karya Satrabı Mavsolos
zamanında (tahmini M.Ö.355) başlanmış ölümünden sonra
kızkardeşi, aynı zamanda karısı olan Artemissia yapımına
devam etmiştir.
Bu eser İon düzeninde 36 sütünun süslediği orijinali
46 metre yüksekliğinde olan ve tepesinde bir zafer arabası
bulunan 21 basamaklı bir piramidin taçlandırdığı dev
bir anıt mezardır.
M.S. 13 yüzyıla kadar korunan antik mezar önce bir depremle
yıkılmış daha sonrada taşları Bodrum Kalesinin yapımında
kullanılmıştır. Ayrıca bu mezara ait birçok kabartma
ve heykeller 1856 yılında İngiliz Arkeolog C. Newton
tarafından British Museum'a götürülmüştür. Bu yüzden
bu anıta ait eserlerin çoğu British Museum'da, ancak
çok az bir kısmı Bodrum'da sergilenmektedir.
Antik Tiyatro: Göktepe'de, Bodrum-Turgutreis
yolu üzerinde yer alan Antik Tiyatro, Halikarnassos'tan
günümüze kalan en önemli yapılardan biridir. Tiyatro,
Helenistik üslupta inşa edilmiştir ancak, bilim adamlarına
göre çok daha önceleri, M.Ö. IV. Yüzyılda yapılmıştır.
Antik çağ geleneklerine uygun biçimde üç ana bölümden
oluşmaktadır; Skene (sahne binası), Orkestra (yarım
yuvarlak) ve Kavea (oturma kademeleri).
Skene: Tiyatronun güney kısmında
yer alır. At nalı biçimindeki oturma bölümünün açık
kısmını kapatacak biçimde inşa edilmiştir. Dikdörtgen
bir yapıdır. İki katlı bir yapı olduğu ve orkestraya
bakan kısmında bir sahne önü podyumu olduğu izlenebilmektedir.
Bu bölümün arka tarafındaki duvar üzerinde oynanacak
oyuna göre değişen portatif dekor levhalarının asıldığı
oyuklar görülebilmektedir. Sahne yapısındaki kapılar
oyunda yer alan oyuncuların ve protokolün kullandığı
kapılardır. Sahne binasi ile oturma bölümü arasında
yer alan paradokslar yani girişler izleyicilerin giriş
ve çıkışlarına ayrılmıştır. Tiyatro kazı ve onarımının
tamamlanabilmesi için Bosav Vakfı'na tahsis edilmiştir.
Orkestra: Tiyatronun ortasında yer almaktadır
ve oturma sıraları bölümüne uygun olarak yarım daireden
daha büyük bir biçimde yapılmıştır. Antik çağda oynanan
oyunları söylediği şarkılarla ve bir çeşit kareografi
ile destekleyen koro orkestrada yer almaktaydi. Ortada
oturma siralarinin hemen önünde yer alan sunak, Anadolu
da ortaya çıkmış bir tanrı olan Dionysos'a yapılan sunular
için konulmuştur. Roma çağının sonlarına doğru bu tip
tiyatrolarda gladyatör dövüşleri ve vahşi hayvan dövüşleri
yapılmıştır. Burada da seyircileri dövüşçülerden ayıran
korkuluk levha kalıntılarını görmek olasıdır.
Kavea: Oturma kademeleri ana kayaya at nalı şeklinde
oyularak biçimlendirilmiş ve üzeri mermerle kaplanmıştır.
Oturma sıraları ortadan yatay olarak geçen bir yolla
enine ikiye ayrılmıştır. Alt bölüm sağlam bir biçimde
günümüze kadar gelmiştir. Üst bölüm ise doğa ve insanların
yaptığı tahribat nedeniyle harap bir durumdadır. Oturma
sıraları ayrıca dikine 11 merdivenle 12 bölüme ayrılmaktadır.
Bu yatay ve dikey geçişler tiyatronun dolup boşalmasında
kolaylıklar sağlamak üzere yapılmıştır. Eldeki verilere
göre alt bölümde 30, üst bölümde 25 olmak üzere toplam
55 sıra bulunmaktadır. Bu özelliği nedeniyle tiyatronun
12000-13000 kişi kapasiteli olduğu düşünülebilir. Oturma
bölümünün yarım daireden büyük olması erken çağlara
tarihlendirilebilen bir yapı olmasını desteklemektedir.
Mindos Kapısı: Şehir Pers egemenliği altında
iken, M.Ö. 334 yılında, Küçük Asya seferine çıkan Makedonya
Kralı Büyük İskender tarafından ele geçirildi. Halikarnassos'luların
güçlü direnişlerine rağmen Makedon ordusu şehri yerle
bir etmişti. Satrap Mausolos'un anıt mezarından başka
her şey yakılıp yıkılmıştı. Artık Halikarnassos, Büyük
İskender tarafından görevlendirilen yeni Kraliçesi Ada'nın
hükümdarlığında tarihinde yeni bir sayfa açıyordu.
Yörede bilinen adıyla Dikduru, antik Myndos şehri (Gümüşlük)
yönünde bulunduğundan Myndos Kapısı adı ile bilinir.
Myndos kapısının kulelerinden biri, hemen hemen orijinal
haliyle (7x8.5m) günümüze dek gelebilmiştir. Burada
yer alan ve mozaik zeminlerinin üzerinde kuş, asma yaprakları
ve asma filizleri gibi figürler taşıyan 19 adet Tonozlu
mezarlardan bazıları restore edilebilmiştir. Sur önünde
bulunan, 7 metreden 22 metreye kadar genişleyen ve 2
metre derinliğe sahip bir hendek bulunur.
2334 yıllık bir maceranın en derin izlerini hala üzerinde
barındıran Myndos Kapısı ve çevresi mutlaka görülmesi
gereken yerlerden biridir.