OTELLER CITY GUIDE ACENTA & RENT A CAR MAĞAZALAR
TÜRKİYE ILLER TÜRKİYEDE TURİZM TÜRK MUTFAĞI
KÜLTÜR MÜZELER KONSOLOSLUKLAR TURİZM INFOR.
YAŞAM İŞ HAYATI YAT & MARİNA HAVA DURUMU
SPOR ÖNEMLİ TEL. DÖVİZ KURU BİLGİLENDİRME
ULAŞIM HABERLER OYUNLAR İNSAN KAYNAKLARI
FORUM RADYOLAR SOHBET FOTOĞRAF GALERİSİ
REHBER BİZE ULAŞIN SİTE HARİTASI ANA SAYFA
 
K a t e g o r i
 
Kültür Haritası
Halk Bilgisi
Gelenekler
Halk Edebiyatı
Halk Oyunları
Müzik Kültürü
İnanışlar
Bayramlar
Yerel Etkinlikler
Geleneksel Oyunlar
Spor-Oyun
Giyim-Kuşam
El Sanatları
Sanat
Yemek Kültürü
Anadolu'nun Hazineleri
 
 
 
 

KÜLTÜR

   
 
KÜLTÜR HARİTASI  

Click on iconas to see culture places
Edirne-City of Mosques Canakkale-Troy-Assos Bursa-Green Mosque Izmir-The City of History Ankara-Capital City Hittites-Eskisehir Kutahya-Tiles Aksehir-Nasreddin Hodja Denizli-Pamukkale Isparta-The City of Roses Kirkpinar Bergama-Zeus Ephesus-Hadrian Temple Aydin-Aphrodisias Aydin-Didyma-Apollon Temple Bodrum-Dream town Rock Tombs-Lycian city of Telmessus-Fethiye Demre-Myra-Santa Claus-St.Nicholas Church Kas-Kalkan-Patara-Antiphellos Antalya-The Turquoise Riviera Iznik-Iznik Ware Akcakoca-The Black Sea Cost Safranbolu-Ottoman Houses Sinop-Sinope Konya-Mevlana Aspendos-Perge-Side-Belkis Alanya-Coracesium Yassihoyuk-Gordion Corum-Alacahoyuk-Hattusas-Yazilikaya Hacibektas-Haci Bektas-i Veli Salt Lake Karaman-Hittites-The Region of 1001 Churches Tarsus-The birthplace of St. Paul Nevsehir-Capadocia-Urgup-Goreme Mersin-Anamur-Silifke-Catles Amasya-Rock tombs of the Pontus kings-Ottoman Palace Adana-Cilician Plain-Hittites-Cleopatra Gate Hatay-Antakya-St.Peter Churchs-Mosaic Museum Sivas-Gok Medresse Kahramanmaras-Worldfamous Ice Cream Adiyaman-Mt.Nemrut National Park-Commagene Kingdom Ataturk Dam-Adiyaman Urfa-City of Prophets-Fish Pool Harran-Carrhae-First University-Temple of Sin Malatya-Famous for dried fruit. Mardin-Deynulzaferan Monastery Diyarbakir-Diyarbakir Wall 5.5 km Ordu-Nuts-Rize-Turkish Tea Trabzon-Sumela Monastery-Ayasofya Erzincan-Hittites Erzurum-Byzantine city walls-The Great Mosque-Seljuq theological colleges Hakkari-Mountaineering and Winter Sports Artvin-Rafting-Bull Fighting Kars-Church of the Apostles-Ani Ruins Agri-Mt.Ararat-Noahs Ark Ahlat-Emir Bayindir Mausoleum Van-Akdamar Churchs-Cats Gaziantep Lake Van Aydin-Saitn Marys Home Istanbul-History starts here
 

ÇANAKKALE
 

Eski çağlarda adı "Hellespontus" ve "Dardan" olarak anılan Boğazın iki yakasında toprakları bulunan Çanakkale, tarihin ilk devirlerinden beri önemli bir yerleşim merkezi olmuştur. Anadolu'da henüz mağara devri yaşanırken Çanakkale şehir medeniyetine sahiptir. M.Ö. 3000 yıllarında kurulan I. Troya, M.Ö. 2500 yıllarında depremle yıkılmıştır.Bundan önce de yörede eski yerleşmelerin bulunduğu bilinmektedir.

I. Troya'dan önce kurulduğu sanılan Dardonos şehirinin Troya'dan 100-150 yıl öncelere dayandığı düşünülmek- tedir. Troya şehirlerin M.Ö. 1200 yıllarına kadar sürmüş, bu dönemde çıkan büyük savaşlar sonucunda Troya yıkılmış ve çanakkale'yi yeni kavimler ele geçirmiştir. "dor göçleri" sonucunda Hitit Krallığının yıkılması, yeni krallıkların kurulması Çanakkale yöresini de oldukça etkilemiştir. M.Ö. 1150 yıllarındaki bu göçler yörede karanlık bir devir başlatmış, bu dönem M.Ö. 671 yıllarında lon kolonilerinin kurulması ile bitmiştir. Bölge M.Ö. Vll. yy. da Lidya, M.Ö. 480'de Pers ve M.Ö. 479'da Atinalıların eline geçmiştir. Daha ileriki çağlarda boğazın önemini anlayan milletler, Boğaz çevresindeki şehirleri ellerinde tutmaya çalışmışlardır.

Çanakkale Boğazı Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan önemli bir su yolu olduğundan ilk çağlardan itibaren stratejik bir önem kazanmış ve tarihin her kesiminde uygarlık açısından etkin bir rol oynamıştır. Troya, Assos, Alexandreia- Troas, Dardanos, Neandria, Sestos, Abydos, Lampsakos, Chryse ve Kebrene gibi önemli şehir merkezi ve kültürlerinin kuruluşlarına sahne olmuş ve 1366 yılında Osmanlı egemenliğine geçmiştir 1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen Çimenlik ve Kilitbahir Kaleleri, bugünkü şehrin kuruluşuna başlangıç olmuştur.

1656 yılında Venediklerin, 1770'de Rusların, 1807'de İngilizlerin, 1911'de İtalyanların saldırılarına maruz kalan Boğaz, 1915'de İtilaf Devletlerince geçilmeye çalışılmış ancak Şanlı Türk Ordusunun yılmaz azim ve cesareti karşısında geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Boğazı denizden zorlayarak geçmek isteyen düşman, bir netice alamayınca Gelibolu Yarımadasını ele geçirerek Boğazı açmak amacıyla 25 Nisan 1915 gününün sabahından itibaren İngiliz, Fransız, yeni Zellanda ve Avustralya kuvvetleri ile seddülbahir ve Arıburnu bölgelerine çıkartma harekatına başladır. 18 Mart'tan ders almayan İtilaf Kuvvetleri, Arıburnu ve Anafartalar Kahramanı, Ulu Önder, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve emrindeki Kahraman Türk Ordusunun sarsılmaz azim, cesaret ve imanı karşısında, 20 Aralık 1915'de Arıburnu ve Anafartalar Cephesini, 9 Ocak 1916'da Seddülbahir Cephesini tamamen terk etti.

Alexandreia-Troas: Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos tarafından Antigoneia adı ile M.Ö. 310 yılında kurulmuştur. Kent M.Ö. 4. yüzyıl sonlarına doğru Lysimakhos tarfından çevre şehir halklarının bu kente getirilmesi sonucu genişletildi ve bu tarihten sonra Alexandreai - Troas olarak anılmaya başlandı.
Antik kentte bulunan büyük yapı kalıntılarından tiyatro, saray, mabed, agora, hamam ve nekropol alanları ile şehrin batısındaki liman ve şehri çevreleyen surlar bugün gezilebilmektedir.
Bir zelzele sonucu yıkılan Alexandreia - Troas antik kentinde henüz arkeolojik kazı yapılmamıştır. Antik Venedik şehrinin sütunlarının yapıldığı önemli bir merkezin kazılar sonucu aydınlığa çıkası dileğimizdir. Bugün bile Antik Venedik kenti için yapılan sütunları taş ocağında görmek mümkün.

Dardanos Tümülüsü: Tarihçesi Troya'dan daha eskilere dayanan Tümülüs, Çanakkale'ye 11 km. uzaklıktadır. Koridor ön oda, mezar olmak üzere üç bölümden meydana gelen Tümülüs'te bulunan altı diadem, küpe, bilezik, gözyaşı şişesi, kandiller ve müzik aletleri bugün Çanakkale Arkeoloji Müzesinde teşhir edilmektedir.


Assos: Çanakkale İli'nde bulunan yüzlerce antik yerleşme merkezlerinden birisi ama şu anda en önemlilerindendir. Assos (Behramkale)'un tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar dayanmaktadır. M.Ö. 1000 yıllarında Tespos (Midilli) adasından gelenler tarafından Aiol kolonisince kurulduğu bilinmektedir. M.Ö. VI. Yüzyılda Lidyalıların ve Perslerin egemenliğine giren Assos, M.Ö. V. Yüzyılda birçok Batı Anadolu kenti gibi Attik Delos

(Deniz Birliği)'a üye olmuştur. Büyük İskender'in Asya Seferi ile Makedonya hakimiyetine giren kent, İskender'in ölümünden sonra sırayla; Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans hakimiye- tinde kalmış ve I. Murat döneminde Osmanlı toprakları içerisinde yerini almıştır.

235 metre yüksekliğindeki Andezit taşlardan oluşan tepe üzerinde kurulan Assos Antik Kenti; Çin seddi kadar özenle yapılmış, yer yer yüksekliği 20 metreye ulaşan 8 kule il 12 değişik kapının yer aldığı yaklaşık 3200 metrelik surlarla çevrelenmiştir. Athena Tapınağı, Gymnasium, Agora, Hamam ve Tiyatro'nun bulunduğu şehir ile Antik Liman, Mendirek ve Antrepo benzeri yapılardan oluşan Assos'da 1881-1883 yılları arasında ilk bilimsel kazılar J.T. Clarke ve F. Bacon'dan oluşan Amerikan heyeti tarafından yapılmıştır. Bu kazılarda çıkan eserlerin bir kısmı Louvre ve Boston Müzelerine götürülmüş olup, yurdumuzda kalanlarında bir kısmı İstanbul Arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.

İlk kazıdan itibaren uzun yıllar kendi kaderine terk edilen Assos, 1980 yılında Restoratör Prof. Dr. Ümit SERDAROĞLU'nun gayretleri ile yeniden bilimsel kazı çalışmalarına sahne olmuştur. Bugün, kazılar Sayın SERDAROĞLU'nun başkanlığındaki bir kazı heyeti tarafından ciddiyetle yürütülmektedir.

Hikaye bu ya; Assos Kralı Hermias'ın kız kardeşi Pythias'ın güzelliği dillere destandır. Pythias'ı görenler O'nu bir daha akıllarından çıkaramamaktadırlar... Ünlü düşünür Aristo, Hermias'ın okul arkadaşıdır. Hermias, Aristo'yu Assos'a davet eder, bu davete icabet eden Aristo da, yemekte Pythias'ı görür görmez aşık olur ve yemekten içmekten kesilir, bunun üzerine Hermios, Assos'da bir okul açtığı takdirde kız kardeşini Aristo'ya vereceğini vaadeder. Ve hikaye mutlu sonla biter, Aristo ile Pythias evlenir ve Felsefe Okulu kurulur. M.Ö. 348 - 345 yılları arasında Aristo burada Erdem'e Övgü isimli eserini hazırlar. Bugün yöre de, gerek konaklama kapasitesinde ve gerekse ziyaretçi kapasitesinde gözle görülür bir artış olmaktadır.

Çanakkale Arkeoloji Müzesi: Kültür Bakanlığı'na tahsisli 1961 yılında kurulan müzede, çevreden derlenen tarihsel yapıtlar, Troia Kenti, Dardanos Tümülüsü ve Bozcaada mezarlık kazısı buluntularının yanı sıra çeşitli heykeller, seramik, cam, madeni yapıtlar ve mezar taşlarından oluşan 23500 eser sergilenmektedir.

Çanakkale Atatürk Müzesi: Çanakkale'nin Eceabat ilçesi merkez bucağına bağlı Bigalı köyünde, Mustafa Kemal'in 19, Tümen karargahı olarak kullandığı evde açılan müzede Atatürk'ün çalışma ve yatak odalarının yanı sıra giysileri, günlük eşyaları ve fotoğrafları sergilenmektedir.

Çanakkale Askeri Müzesi: Kale içinde kurulan müzede Osmanlı silahlarının yanı sıra 1, Dünya savaşından kalma savaş araçlarının sergilendiği müzede Almanların Abdülaziz'e hediye ettikleri sultanın tuğrasının işlendiği top kaması da bulunmaktadır.

Nusret Mayın Gemisi: Çanakkale Savaşlarında büyük kahramanlıklar gösteren Nusrat Mayın Gemisi'nin maketi müze olarak düzenlenerek, 18 Mart 1982'de Çimenlik Kalesi içinde teşhire açılmıştır.
Gemi, 42 m. boyunda 7.5 m. genişliğinde olup, Çimenlik Kalesi'nin sahil şeridindedir.. Arka tarafından bulunan raylar üzerinde 18 Mart 1915'te kullanılan mayınlar bulunmaktadır. Geminin iç kısmında ise Çanakkale Zaferi ile ilgili eski gazete küpürleri, Nusrat Mayın Gemisi'ne ait seyir cihazları, Mayın Grup Komutanı Bnb. Nazmi AKPINAR'a ayrılmış şeref köşesi ve Gemi Komutanı Yzb. Hakkı'nın üniforması yer almaktadır.


Gelibolu: Doğal ve kültürel değerleri yanı sıra Dünya Savaş Tarihi açısından büyük önem taşıyan ve Mustafa Kemal komutasındaki Türk Ordu birliklerinin dünyayı şaşırtan cesaret ve kahramanlıklarının sergilendiği Çanakkale Savaşları'nın izlerini ve anılarını korumak amacıyla 1973 yılında Milli Park ilan edilmiştir.
Gelibolu Yarımadası Tarihi ve Milli parkı, ilimizin en önemli gezi yerlerinden birisidir. Parkın kara sınır- larını Gelibolu Yarımadasının Saroz körfezindeki Kabatepe limanı ile Çanakkale Boğazında yer alan Akbaş iskelesi arasında çizilecek bir hat oluşturur. Seddülbahir köyü çevresindeki Teke ve Hisarlık Burunları, Ertuğrul, Morto, İkiz Koyları, Alçıtepe, Kereviz- dere, Zığındere ile kuzeydoğuda yer alan Arıburnu, Conkba- yırı, Kocaçimen, Kanlısırt, Anafartalar ve Suvla koyları sava- şın cereyan ettiği başlıca alanlardır. Çanakkale Savaşları sırasında büyük cesaret göstererek şehit olan birlikler ve şahıslar adına bugün Gelibolu Yarımadası'nda çok sayıda şehitlik vardır.

Herbiri ayrı bir kahramanlık örneği olan bu şehitliklerin en önemlisi Morto koyunda, Hisarlık Tepe üze- rinde tüm şehitlerimizin anısına dikilen ÇANAKKALE ŞEHİTLER ABİDESİ'dir. Gelibolu Yarımadası üzerinde, Çanak- kale savaşlarında hayatlarını kaybeden yabancı askerler için de Anıt ve mezarlıklar vardır.

Şehitler Anıtı: Morto köyü önündeki Hisarlıktepe üzerinde Çanakkale Savaşlarında bu cennet vatan için canlarını veren 253.000 şehidimizin anısına izafeten yaptırılmıştır. Temeli 19 Nisan 1954 tarihinde atılmış ve 21 Ağustos 1960 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yüksekliği 41.70 cm. dir. Çanakkale Şehitleri anısına yapılan Anıtın altında SAVAŞ ESERLERİ MÜZESİ bulunmaktadır. Abidenin girişte sol tarafında ise T.C Kültür Bakanlığınca 1992 yılında yaptırılan Çanakkale Şehitliğinde yurdumuzun her bir köşesinden vatan savunması için Çanakkale'ye koşan ve en kıymetli varlıklarını, canlarını veren aziz şehitlerimiz huzur içerisinde dinlenmektedirler.

Helles Anıtı: Çanakkale Savaşları esnasında hayatlarını kaybeden İngiliz, Avustralya ve Hindistan kuvvetlerinden oluşan toplam 20.761 kişinin anısına dikilmiştir. 29. Kraliyet Deniz Tümeninin karaya çıktığı yerin yakınındaki tepenin üzerinde yükselir. Sütun 100 fest boyundadır. Sütunun denize bakan yüzende Boğaz Savaşlarına katılan gemilerin, bu sütunun karşısındaki avlu duvarlarının üzerinde diğer savaş gemilerinin isimleri kazınmıştır. Helles, Anzac ve Suvla isimleri sütunun diğer yüzlerine yazılmıştır.

Fransız Anıt ve Mezarlığı: Morto koyuna bakan bir yamaç üzerine kurulan Anıt, Çanak- kale Savaşlarında hayatlarını kaybeden 14.382 Fransız as- kerinin anısına yapılmıştır. Mezarlıkta kimlikleri bilinen as- kerler için ayrı ayrı taşlar dikilidir. Kimlikleri tespit edileme- yenler ise Anıt çevresindeki dört toplama bölmesi ile Anıt girişindeki toplama bölmesine konulmuştur.

Lone Pine Anıt ve Mezarlığı: 4228 Avustralya ve 708 Yeni Zellanda harp ölüsünün anısına Kanlısırt'a yaptırılmıştır. Anıt ve Mezarlığı- nın bulunduğu yer Avustralya 'lılar hedeflerinden birisi idi ve 25 Nisan 1915'de Anzak Koyu'na çıkartma yapıldığı gün alındı ve sonra kaybedildi. 6 Ağustos günü Türk siperleri l. Avusturalya Tugayı tarafından bombalandı ve ele geçirildi. Savaş 5 gün 5 gece sürdü. Her yıl burada Avustralyalılar 24/25 Nisan'da özel törenler yapmaktadırlar.

Çamburnu Anıtı: Eceabat - Seddülbahir yolunun 2.nci km.sinde yer alır. Anıt, Balkan ve Çanakkale Şehitleri adına 1962 yılında yaptırılmıştır. Bir kaide üzerine oturtulmuş olan Anıtın boyu 2.5 m.dir. Çevresi demir motiflerle süslenmiştir. Anıtın bir yüzünde, "Burada Balkan ve Çanakkale Harplerinde şehit düşen binlerce kahramanlar yatar" yazısı, diğer yüzünde de "DUR YOLCU" şiirinin bir kıtası yer alır.

Yahya Çavuş Anıtı: Seddülbahir köyünün karşısında, Ertuğrul Koyuna hakim tepecik üzerinde yer alır. Anıt, 25 Nisan 1915 günü çıkartma yapan İngiliz kuvvetlerine kahramanca karşı koyan ve büyük kayıplar verdiren Yahya Çavuş ve takımı adına, T.C Kültür Bakanlığı'nca 1993 yılında yaptırılmıştır.

Conkbayırı Anıt ve Mezarlığı: Conkbayırı'nda hayatlarını kaybeden 952 Yeni Zellanda'lının anısına yapılmıştır. Conkbayırı, Çanakkale Savaşlarında en önemli hedeflerden birisidir. Avustralya'lılar 25 Nisan çıkartmasının ardından Conkbayırı'na doğru tırmandılar ancak karşılarında hiç beklemedikleri büyük bir Komutan Mustafa Kemal Atatürk'ü görünce durmak zorunda kaldılar. 6-10, Ağustos tarihleri arasında yapılan Sarı Bayır savaşlarında Yeni Zellandalı'lar Conkbayırı'nın en uç noktasını ele geçirmeye çalıştılar fakat Mustafa Kemal'in başında bulunduğu güçlü savunma karşısında başarısızlığa uğradılar. Ne Liman Von Sanders ve ne de bir başka komutanın göremediğini, o inanılmaz askeri dehası ile ATATÜRK görmüş ve Conkbayırı ile Sarı Bayır'ın bütün güney yarımadanın anahtarı olacağını anlamıştı. Büyük Komutan ATATÜRK, "Size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum..." emrini, Conkbayırı'nda, tarihin unutulmaz sayfalarına nakşetmişti.

1994 yılında T.C. Kültür Bakanlığınca Yeni Zellanda Anıtı'nın tam karşısında bulunan ve Atatürk'ün saatinin parçalandığı yere Yeni Zellanda Anıtı kadar heybetli Atatürk'ün Anıtı yaptırılmıştır.


Bozcaada: Bozcaada , Çanakkale Boğazı Ege ağzının 18 denizmili güneyinde; doğudaki Anakara kütlesinin Kumburnu mevkiine 3, Geyekli'nin Odunluk İskelesi'ne 5 denizmili mesafededir. 30" 48" Kuzey Paraleli ile 26" 02" Doğu Meridyeni arasında yeralan Bozcaada, Ege denizi'nde ülkemize ait iki adadan diğeri olan Gökçeada'ya 29 denizmili uzaklıktadır. Çevresi 14 mil tutan Bozcaada, etrafındaki irili ufaklı adacıklar dahil olmak

üzere yaklaşık 42 km2'lik yüzölçümüne sahiptir. En yüksek noktası, 192 metrelik Göztepe'dir. Bozcaada tipik Akdeniz iklimini andırmakla beraber, Boğaz'ın tam çıkışında bulunması sebebiyle Kuzey rüzgarlarını fazlaca alır. Dolayısıyla, Akdeniz ikliminin yazları sıcak ve kurak / kışları ılık ve yağışlı özelliği; Bozcaada'da yazları serin ve kurak / kışları ılık ve az yağışlı olarak görülür. Aylara göre ortalama nisbi nem % 70'in altına düşmez. Son yirmi yıllık ölçümlere göre en yüksek sıcaklık 37.2 "C (Temmuz), en düşük sıcaklık ise 6.8"C (Ocak) olmuştur. Hakim rüzgar "Kuzeydoğu"nun yıllık esiş sayısı 2392'dir. Ada'nın bu ilk özelliği, kendine özgü ve dünyanın hiçbir yerinde yetşitirilemeyen nefasetteki Çavuş üzümü'ne ne ortam hazırlamaktadır. Bitki örtüsü genel olarak makilik olmakla birlikte, Güneybatı bölümünde çamlıklar yeralır. Ada'nın, kuzeydoğusunda Eskikale Burnu, Erenler Burnu; doğusunda Tabya Burnu, Nar Burnu, Sarıtaş Burnu; güneyinde Tuzburnu, Kocatarla, Mermer Burnu, Sulubahçe Burnu, Habbeli Burnu; batısında Batı Burnu: kuzeyinde Killik Burnu olmak üzere oniki burunu; bu burunlar arasında da, Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çaprak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu ve Sulubahçe Koyu isimlerinde onbir koyu vardır.

doğusunda Tabya Burnu, Nar Burnu, Sarıtaş Burnu; güneyinde Tuzburnu, Kocatarla, Mermer Burnu, Sulubahçe Burnu, Habbeli Burnu; batısında Batı Burnu: kuzeyinde Killik Burnu olmak üzere oniki burunu; bu burunlar arasında da, Liman Koyu, Değirmenler Koyu, Poyraz Limanı, Çanak Limanı, Çaprak Limanı, Kocatarla Limanı, Lagor Limanı, Ayana Limanı, Ayazma Koyu ve Sulubahçe Koyu isimlerinde onbir koyu vardır.

Babakale: Adını sapip olduğu kaleden alan Asya'nın ucundaki fener Babakale, her geçen gün artan turist potansiyeli ile layık olduğu yeri almaktadır. Çanakkale'ye 115 km. mesafede bulunan kalenin kapısındaki kitabesinden anlaşıldığına göre, Rumi 1155 yılında yapılmıştır. Padişah III. Ahmet döneminde korsanlardan korunmak üzere Vezir Kaptan Mustafa Paşa tarafından yaptırılan kale önceleri Hirz-ül Bahir (Tılsımlı Kale)olarak anılmış, daha sonraları ise içerisinde bulunan Piri Reis'in tayfalarından Latif Babanın Türbesine izafeten "Baba Kale" ismini almıştır.

Kilitbahir Kalesi: Deniz kilidi anlamına gelen Kilitbahir Kalesi, boğazların kontrolü ve İstanbul'un emniyeti için Fatih Sultan Mehmet Tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır.Daha sonraları ihtiyaca göre genişletilmiş, kule ve tabyalarla takviye edilmiştir. 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından da onarılan kalenin ortasında yonca yaprağı şeklide bir iç kale ve yedi katlı kulesi vardır. İç kalenin etrafında çevre surları, sonradan ilave edilen Sarıkule, Mecidiye ve Namazgah tabyaları yer almaktadır. Kilitbahir kalesinin çevresi bir taraftan deniz, diğer taraftan geniş ve derin hendeklerle korunmaktadır. Kale, ilk olarak 18 Mart 1915 Deniz Zaferi'nin 68. yıldönümünde ışıklandırılmış olup, o tarihten itibaren sürekli olarak ışıklandırılmaktadır.

Namık Kemal'in Mezarı: Bolayır'da Süleyman Paşa Türbesi bahçesindedir. Vatan Şairi Namık Kemal (1840-1888) beyaz mermerden sade bir mezarda yatmaktadır. Süleyman Paşa'yı çok seven Namık Kemal, vasiyeti üzerine buraya gömülmüştür. Mezarın etrafında zincirlerle bağlı sekiz adet yuvarlak sütun, bir dairenin üzerinde sıralanmıştır. Mermer sandukanın fes, üzerinde ve yanlarında kabartma halinde geometrik motifler, önünde ise mezar yazıtı yer almıştır. Mezar üzerinde eski Türkçe ile "Elfatiha, Namık Kemal Bey merhumun kabridir. Veladeti 1256'da Tekirdağ'ında, vefatı 1306'da Sakız'da" yazılıdır.


Troya: Mitolojiye göre Deniz Tanrıçası Thetis çok alımlı ve çok güzel bir Tanrıçadır. Kronos'un oğlu, Gök Tanrıçası Hera'nın kardeşi ve kocası, Tanrıların Babası ve Kralı Zeus ile Deniz Tanrısı Poseidon bile Thetis ile evlenmeyi çok istemektedirler. Kahinler Thetis'in doğuracağı erkek çocuğun babasından daha güçlü ve akıllı olacağını söylemişlerdir. İşte bu sebepdendir ki Tanrıların Kralı Zeus ve Deniz Tanrısı Poseidon, O'nu, Aikos'un oğlu Teselya Kralı Peleus ile evlendirmeye karar verirler... Olympos'daki şölenlere benzer bir şölen kurulur Pelion (Teselya) Dağında. Bütün Tanrılar ve Tanrıçalar eğlenmekte ve şarkılar söylenmektedir... Ancak, Nifak Tanrıçası Erins unutulmuştur bu görkemli şölene davet

edilmeye... Davet edilmediğine çok kızan ve şölen yerine gizlice gelen Erins, üzerinde "TANRIÇALARIN EN GÜZELİNE" yazılı bir altın elmayı şölen masanının üzerine geldiği gibi gizlice bırakır... Bir anda şölene katılanlar ara- sında huzursuzluk başlamıştır... Erins, adıyla mütenasip bir olayı başlatmış ve nifak tohumlarını saçmıştır.
İşte o nifak tohumlarıdır ki, yıllarca sürecek meşhur Troya Savaşları'nın başlamasına sebep olmuştur mitolojiye göre...
Şölendeki huzursuzluğun had dereceye ulaştığını gören "Göklerde Gürleyen", "Bulutları Devşiren","Şimşekler Savuran", ve de başının bir işmarı ile Olympos Dağı'nı titreten Tanrıların Kralı Zeus, olaya müdahale etmek ihtiyacını duyar ve Gök Tanrıçası Hera, Zeka Tanrıçası Athena ve Aşk Tanrıçası Afrodit arasından bu seçimin yapılmasına ve seçimi de Olympos Dağı'nın en uzak bir bölümünde oturan, gene kahinlere göre büyüdüğünde ülkesinin başına büyük bir felaket açacağı bilinen, kurban edilmek üzere bir çobana teslim edilen, ancak çobanın merhametiyle ölümden kurtulan bir ölümlü yapacaktır... Tanrıların Babası Zeus böyle istemektedir... Bu ölümlü de, Troya Kralı Priamos'us oğlu Paris'tir. Ida (kaz) Dağı'nda herşeyden habersiz sürülerini otlatmakta olan Paris'in karşısına çıkan bu üç Tanrıça O'na içlerinden hangisinin en güzel olduğunu sorarlar... Elmayı Paris'e teslim ederler. Paris için gerçekten çok zor bir seçimdir bu..

Çünkü üç Tanrıça da çok güzeldir... Paris kararsızlık içersinde iken Tanrıçalar O'nu etkilemek için belki de tarihin ilk rüşvetini teklif ederler...

Gök Tanrıçası Hera, Paris'e kendisini seçtiği takdirde Asya'nın en güçlü Krallığını vaadeder..

Zeka Tanrıçası Athena ise O'nu dünyanın en bilge kişisi yapacağını..

Ama Aşk Tanrıçası Afrodit'in teklifi Paris için hepsinden daha cazibelidir...

Afrodit O'na dünyanın en güzel kadınını vaad eder...

Ve Paris, dünyanın en güzel kadınına sahip olabilme uğruna tercihi Aşk Tanrıçası Afrodit için kullanarak, biraz evvel kendisine üç Tanrıça tarafından teslim edilen Altın Elmayı Afrodit'e verir...

Hera ve Athena, Paris'in kendilerini seçmediğine çok kızmışlardır ve Paris'in yanından ayrılırken Ondan bunun intikamını çok acı şekilde alacaklarına yemin ederler... Günler geçer aradan, önce Paris asıl ailesinin yanına döner ve günlerden bir gün bir vesile ile evine gittiği Sparta Kralı Menelaus'un genç ve güzel karısı Helana (Güzel Helen)'ya aşık olur ve Aşk tanrıçası Afrodit'in yardımı ile onu Troya'ya kaçırır... Bunu üzerine menelaos'un kardeşi Agamemnon ordusu ile birlikte Troya'ya saldırır... Ve işte Meşhur Troya savaşları başlamıştır artık... Nifak Tanrıçası Erins'in Pelion Dağında saçtığı nifak tohumları yeşermiş ve Aka'lılarla Troyalılara karşı karşıya getirmiştir. Tarihin en kanlı savaşları cereyan etmeye başlamıştır artık...

Yıllarca süren savaşlar sonucunda Akha'lılar, Troyalıları bir savaş hilesi yapmadan yenmenin mümkün olmayacağını düşünürler. Bunun üzerine içersine Akha'lı kahraman savaşçıların saklandığı bir Tahta At'ı, Troya'nın surlarının dibine bırakarak geri çekilirler... Akha'lıların kaçtığına kanaat getiren Troya'lılar Tahta At'ı içeri alarak eğlenmeye başlarlar... Şölen sarhoşluğu içersinde bulunan Troya'lı nöbetçiler, tahta At'ı içersinden çıkan Akha'lı savaşçılar tarafından öldürülür ve Troya'nın kapıları Akha savaşçılarına açılır...

Sonuçta Troya Akha'lılarca işgal edilmiş Troya Kralı Priamos ve oğlu Paris, Thetis'in torunu Neoptelamos tarafından öldürülmüştür... Hera ve Athena ettikleri yemini tutmuş Paris'ten öçlerini almışlardır... Menelaos da karısı Helena'ya yeniden kavuşmuştur. Ünlü Ozan Homeros'un Destanlarına konu aldığı meşhur Troya Savaşları'nın cereyan ettiği topraklar, artık bugün ne bir mitolojinin yaşandığı ne de akıl almaz entrikaların çevrildiği topraklardır.

Çanakkale'ye 30 kilometre mesafede bulunan bu topraklarda M.Ö. 3000 yılından bu yana geçmişini anılarını gözlerimizin önüne seren bir uygarlık kalıntısı bulunmaktadır. Her geçen gün, yüz binlerce insanın geçmişi tekrar yaşarcasına gezdiği Troya şehrinin kalıntıları insana "Keşke Svhlieman hazineleri bulmak uğruna burayı tahrip etmeseydi de siz Troya'nın arkeolojik kalıntılarını daha iyi inceleyebilme fırsatını bulabilseydiniz..." dercesine sessiz- ce ziyaretçilerini beklemektedir.

Troya'da ilk sistemli kazılar, W.Dörpfeld tarafından başlatılmış ve bunu da 1923 - 1938 yılları arasında Prof. Carl Blegen'in kazıları izlemiştir. Bugün, Troya'da Çanakkale Valiliği'nce geniş kapsamlı çevre düzenlemeleri yapılmaktadır. Blegen'in kazıları sonucu ortaya çıkartılan Troya'nın stratigrafisine göre M.Ö. 3000 ile M.S. 400 yılları arasında 9 değişik tabaka halinde yerleşme merkezlerinin mevcut olduğu tesbit edilmiştir.


Üst
 
 
Çanakkale

 
              
 
 
 
 
 
Hosting Sponsorumuz Livednshost Internet Technologies
Copyright © 2000-2002 Dosof.Tware. Her Hakkı Saklıdır.