OTELLER CITY GUIDE ACENTA & RENT A CAR MAĞAZALAR
TÜRKİYE ILLER TÜRKİYEDE TURİZM TÜRK MUTFAĞI
KÜLTÜR MÜZELER KONSOLOSLUKLAR TURİZM INFOR.
YAŞAM İŞ HAYATI YAT & MARİNA HAVA DURUMU
SPOR ÖNEMLİ TEL. DÖVİZ KURU BİLGİLENDİRME
ULAŞIM HABERLER OYUNLAR İNSAN KAYNAKLARI
FORUM RADYOLAR SOHBET FOTOĞRAF GALERİSİ
REHBER BİZE ULAŞIN SİTE HARİTASI ANA SAYFA
 
K a t e g o r i
 
Kültür Haritası
Halk Bilgisi
Gelenekler
Halk Edebiyatı
Halk Oyunları
Müzik Kültürü
İnanışlar
Bayramlar
Yerel Etkinlikler
Geleneksel Oyunlar
Spor-Oyun
Giyim-Kuşam
El Sanatları
Sanat
Yemek Kültürü
Anadolu'nun Hazineleri
 
 
 
 

KÜLTÜR

   
 
KÜLTÜR HARİTASI  

Click on iconas to see culture places
Edirne-City of Mosques Canakkale-Troy-Assos Bursa-Green Mosque Izmir-The City of History Ankara-Capital City Hittites-Eskisehir Kutahya-Tiles Aksehir-Nasreddin Hodja Denizli-Pamukkale Isparta-The City of Roses Kirkpinar Bergama-Zeus Ephesus-Hadrian Temple Aydin-Aphrodisias Aydin-Didyma-Apollon Temple Bodrum-Dream town Rock Tombs-Lycian city of Telmessus-Fethiye Demre-Myra-Santa Claus-St.Nicholas Church Kas-Kalkan-Patara-Antiphellos Antalya-The Turquoise Riviera Iznik-Iznik Ware Akcakoca-The Black Sea Cost Safranbolu-Ottoman Houses Sinop-Sinope Konya-Mevlana Aspendos-Perge-Side-Belkis Alanya-Coracesium Yassihoyuk-Gordion Corum-Alacahoyuk-Hattusas-Yazilikaya Hacibektas-Haci Bektas-i Veli Salt Lake Karaman-Hittites-The Region of 1001 Churches Tarsus-The birthplace of St. Paul Nevsehir-Capadocia-Urgup-Goreme Mersin-Anamur-Silifke-Catles Amasya-Rock tombs of the Pontus kings-Ottoman Palace Adana-Cilician Plain-Hittites-Cleopatra Gate Hatay-Antakya-St.Peter Churchs-Mosaic Museum Sivas-Gok Medresse Kahramanmaras-Worldfamous Ice Cream Adiyaman-Mt.Nemrut National Park-Commagene Kingdom Ataturk Dam-Adiyaman Urfa-City of Prophets-Fish Pool Harran-Carrhae-First University-Temple of Sin Malatya-Famous for dried fruit. Mardin-Deynulzaferan Monastery Diyarbakir-Diyarbakir Wall 5.5 km Ordu-Nuts-Rize-Turkish Tea Trabzon-Sumela Monastery-Ayasofya Erzincan-Hittites Erzurum-Byzantine city walls-The Great Mosque-Seljuq theological colleges Hakkari-Mountaineering and Winter Sports Artvin-Rafting-Bull Fighting Kars-Church of the Apostles-Ani Ruins Agri-Mt.Ararat-Noahs Ark Ahlat-Emir Bayindir Mausoleum Van-Akdamar Churchs-Cats Gaziantep Lake Van Aydin-Saitn Marys Home Istanbul-History starts here
 

ÇORUM
 

Çorum, tarihi ve kültürel açıdan günümüzden 7000 öncesine kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Sırasıyla yontma taş devri, ilk tunç çağı, Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Roma, Galat, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemleri yaşanmıştır. Anadolu'da ilk kez organize devlet kuran Hititlerin başkenti olan Boğazköy'deki (Hattusas) Yazılıkaya

Kabartmaları 1834 yılında keşfedilmiş ve gelişi güzel yapılan ilk kazılardan sonra 1906 yılında bilimsel kazılar yapılmaya başlanmıştır. Günümüzde bu kazılar Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından sürdürülmektedir.

Alaca'nın bir köyü olan Alacaköy'de 1907 yılında başlatılan kazılar 1935'ten sonra Türk Tarih Kurumu tarafından sürdürülmüştür. 1990 yılında ise Ortaköy 'de (Şapinuva) kazılar başlamıştır. Ayrıca Pazarlı, Kuşsaray, Yalınkaya, Buget, Büyük Gülücek, Balınsultan ve Mahmudiye köylerinde bilimsel kazı ve sondaj çalışmaları yapılmıştır. Müzelerde bulunan envanterli eser sayısı 27.399 adettir. Hitit mimarlığının en önemli örneklerini barındıran Boğakköy'ün merkezini oluşturan Boğazkale surlarla çevrili bir içkale görünümündedir. En önemli bölümleri saray ve arşivdir. Arşiv bölümünden 3000'i aşkın çivi yazılı tablet çıkarılmıştır. Hattusas Ören Yeri ile Yazılıkaya Açık Hava Mabedi birer açık hava müzesi olarak Milli Park projesi kapsamına alınmış ve Dünya Kültür Mirası Listesi'ne dahil edilmiştir. Yazılıkaya; üstü açık bir kaya mabedi olup, bu mabed içinde Hitit Pantheonu'nun -tanrılar ailesi- kabartmaları bulunmaktadır.

Çorum Müzesi: Restorasyonu devam eden yeni Çorum Müzesi hizmet binası, İl merkezinde, eski müze binasının yaklaşık 400 m. doğusunda yer almaktadır. H.1332 yılına tarihlenen bina, yapıldığı günden bu yana çeşitli alanlarda kullanılmıştır. Uzun yıllar hastane, Ziraat Mektebi, Sanat okulu ve lise olarak kullanılan bina bodrum kat dahil üç katlıdır.

Ulu Camii: Tamamen Selçuk Mimarisi özelliğini taşıyan Ulu Camii'nin Selçuklu sultanlarından Alaaddin Keykubat'ın azad etmiş olduğu kölelerinden Hayrettin Hazır tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Minberinin kapısının üzerinde 10 Sefer 706 (Ağustos 1306) yazısı bulunmaktadır. Minberdeki bu tarih caminin inşa tarihinden daha yeni olduğu için, bu minberin ya daha sonra yerleştirildiği ya da caminin o tarihlerde köklü bir tamirattan geçirildiği sanılmaktadır.

Çorum Kalesi: Selçuklu mimarisi özelliği taşıyan Çorum Kalesi'nde halen iskan mevcuttur. Şehrin güneyinde yüksek bir tepe üzerinde kurulmuştur. kare planlı olup 80x80 m ebatlarındadır. Duvarların yüksekliği 7.35 metre, kalınlığı ise 2.40 metredir. Kalenin kuzey duvarında 2.70x3.10 m ebatında bir kapı vardır. Kalenin içinde büyük bir de mescit vardır.

Koyunbaba Köprüsü: Sultan II. Bayezıt zamanında 1486 yılında başlanıp 1491 yılında tamamlanmıştır. 250 m uzunluğunda 7.5 m genişliğinde olup, 15 gözlüdür. Köprünün kuzey kısmında ve kalenin dibindeki kayalıkta kitabesi mevcuttur. Kızılırmak üzerinde 500 yıldan beri hizmet veren ve sanat abidesi olarak duran köprü, sayıları çok az olan Klasik Türk Sanat eserlerindendir.

Çatak Tabiat Parkı: İl merkezinin en cazip günübirliğine en çok gidilip gelinen mesire yeridir. Orman İşletmesinin koruması altında bulunan mesire yerinin altyapısı büyük ölçüde tamamlanmıştır. Çatak Tabiat Parkı İl Merkezine 22 km. uzaklıkta, yolu asfalt olup, iç turizme hizmet vermektedir.

Laçin Köşk Evi: Laçin ilçesinde bulunan mesire yeri yüksek bir alanda olup, bütün vadiyi görme imkanı mevcuttur. Çam ağaçlarıyla kaplı ormanlık bir alana sahip olan mesire yeri halkın yaz aylarında piknik amacı ile gittiği yerdir.

Figani (Beke) Hamamı: Mecitözü İlçesi Figani Köyünde bulunmaktadır. Geç Roma döneminde inşaa edildiği tesbit edilen Beke kaplıcası’nın suyu böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.


Alacahöyük (Arinna): Alacahöyük, Çorum’un 45 km güneyinde, Alaca ilçesinin 17 km kuzeybatısında yer almakta olup, Boğazköy’e 34, Ankara’ya ise 210 km. uzaklıktaki Alacahöyük köyü yerleşim alanı içerisindedir. Höyük, bilim alemine ilk kez 1835 yılında W.C. HAMİLTON tarafından tanıtılmış olup, bu yıllardan itibaren höyük Orta anadolu’yu ziyaret eden bilginlerin uğrak yeri olmuştur. 1861 yılında ise G. PERROT anadolu gezisi sırasında höyüğe gelmiş ve kapının sağ ve solundaki dört köşe kulenin planı ile

ortostadların birini açığa çıkartmıştır. Perrot bu çalışmadan sonra bu kabartmaların Hitit dönemine ait olduğunu da ilk olarak ileri süren kişi olmuştur.

Anadolu’nun tarihi coğrafyasında emeği büyük olan W.RAMSEY’de WİLSON ile birlikte 1881 yılında höyüğü inceleyerek birkaç yeni kabartmayı daha önce bilinenlere eklemişlerdir. 1893 yılında ise E. CHANTRE Anadolu’ya geldiğinde ilk olarak höyüğe gelmiş ve o de sfenkslerin arasındaki dört köşe dehlizi ve onun gerisindeki ikinci kapıyı ve kapının sövelerini ortaya çıkartmıştır. Kabartmaların mülajını alan Chantre, kabartmaların konularına bakarak, perrot gibi burasının bir saraydan ziyade mabet kapısı olabileceğini ortaya atmıştır. Sfenksli kapının güneyindeki aslanları da inceleyen Chantre birinin üzerindekinin Frig yazısı olduğunu Ramsey’in yazısından sonra kuvvetlendirilmiştir.

Daha sonra 1906 yılından beri Boğazköy’de çalışan H.WİNCKLER, Makridi Bey ve İstanbul Arkeoloji Müzesi Müdürü Halil Ethem Bey’in teklifi üzerine Höyük’te araştırma yapmaya karar verirler. 1907 yılında Makridi Bey Sfenksli kapıda yaklaşık 15 gün süren bir çalışma yapmış, bu çalışma sonucunda kapı önünde birkaç yeni ortostad daha bulmuştur. Höyük üzerinde de birkaç yerde sondaj çalışması yaptıktan sonra, höyüğün kuzey eteğindeki poterni göstererek Boğazköy’deki poternle karşılaştırmıştır.

Höyük’te gerçek anlamda ilk sistemli kazılar, Cumhuriyet döneminde Atatürk’ün milli kazılar dönemini başlatması üzerine 1935 yılında Türk Tarih Kurumu adına Hamit Zübeyr KOŞAY, Remzi Oğuz ARIK ve Mahmut AKOK tarafından gerçekleştirilmiş olup, 1983 yılına kadar sürdürülmüştür. Bu tarihten itibaren ara verilen kazılarak 1997 yılında Prof.Dr.Aykut ÇINAROĞLU tarafından tekrar başlanılmıştır.

Yapılan araştırmalar ve kazılar sonucunda Alacahöyük’ün Kalkolitik çağdan günümüze kadar kesintisiz olarak iskana sahne olan höyükte 4 kültür katı tesbit edilmiştir. Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit ve Frig dönemlerini kapsayan bu katlar kendi aralarında 15 ayrı mimari tabakaya ayrılmaktadır. Buna göre;

     Kalkolitik Çağ : M.Ö. 4000-3000 Ana toprak üzerine 15-9 tabaka

     Eski Tunç Çağı : M.Ö. 3000-2000 8-5, tabaka

     Hitit Çağı : M.Ö. 1800-1200 4-2, tabaka

     Frig Çağı : M.Ö. 750’den itibaren 1. tabaka’da yer almaktadır.

Höyük’te Kalkolitik dönemde gerçekleştirilen ilk iskan kuzey kısımları tepeciklerle korunan ve su seviyesinden yüksek bir konumda güneye bakan bir alan seçilerek gerçekleştirilmiş olup, bu yerleşme küçük bir köy durumundan ileriye gidememiştir. Bu dönemde mimari taş temel ve onun üzeri kerpiçle örülen duvardan oluşmakta olup, çatı saz ve kamışla örtülerek, üzeri düz dam toprakla sıkıştırılmıştır.

Kalkolitik dönemi takip eden ve 4 yapı katı ile temsil edilen Eski Tunç çağı Alacahöyük'te 13 Kral mezarı ile önem kazanmıştır. 5. ve 7. kat’a ait olduğu ileri sürülen mezarlar şehrin içine özel bir alan ayrılarak yapılmış olup, biçimleri bakımından Anadolu’da ve hatta Önasya’da eşsiz mezar örneklerindendir. Mezarlar yetişkin erkek ve kadınlara aittir. Bu mezarlara çocuk ve bebek gömülmemiştir. Ayrıca bu mezarlarda birden fazla gömüye rastlanılmamıştır. Orta Anadolu’daki diğer mezar tiplerinin aksine Alacahöyük’te hem mezarların hemde ölülerin istikametinde bir birlik vardır. Ölü hediyeleri Eski Tunç Çağında Ege ve Önasya’da bilinenlerin en zengini ve çeşitlisidir. Bugüne kadar benzerlerine diğer kültür bölgelerinde rastlanmayan güneş kursları, geyik ve boğa heykelleri her türlü süs eşyaları, kama, kılıç, balta gibi savaş aletleri, pişmiş toprak, taş, altın, gümüş, tunç , bakır ve elektrondan yapılmış olarak ele geçmiştir. Eski Tunç Çağındaki Alacahöyük mimari sistemi Anadolu’nun özgün yapı tekniğinde yani taş temel üzeri kerpiç örgülü , duvar ve tabanlar sıvalı, tavanlar düz dam toprak çatılıdır.

Alacahöyük’ün şu an görülebilir kısmını oluşturan Hitit tabakaları 3 yapı katından oluşmaktadır. Bu dönemde 250 m. çapında daireye yakın şeklindeki höyüğün kenarında bir savunma sistemi oluşturulmuş olup, savunma sistemi üzerinde şehre girişi sağlayan iki ana kapının varlığı tesbit edilmiştir. Bunlardan biri güneydoğudaki sfenksli kapı, diğeri höyüğün batısındaki poternli kapıdır.

Höyük’te olası şehrin dinsel kapısını oluşturan güneydoğudaki sfenksli kapıda, iki sfenks yer almaktadır. 2m. den yüksek olan ve monolit taş lentoları üzerine yontulmuş olan sfenks protomlarında başlar dikkati çekmektedir. Her iki sfenksde de Hotor şeklindeki saç alın üzerinden başlayıp omuzlardan inerek saç uçları önde helezon şeklinde bitmektedir. Dışarı taşkın, şişkin gövdeli sfenksler ayrık ve kısa bacaklar üzerinde durmaktadır. Doğu taraftaki sfenksin iç yüzünde pençelerinde tavşan taşıyan çift başlı kartal ve üzerinde şehrin içine doğru yönelik uzun giysili olası bir tanrıçanın ayakları ve eteğinden bir kısmı korunmuş durumdadır.

Sfenksli kapının doğu ve batısında yer alan kulelerin altında bulunan kabartmalar çok hafif bir şekillendirmeyle alçak kabartma tekniğinde işlenmiş, ayrıntılar plastik olarak verilmiştir. Batı kulesi ortostatlarının hemen hemen hepsi tüm bir friz olarak izlenir. Bu kısımda altta kült-libasyon konularının ve üst sırada ise ev sahnelerinin betimlendiği görülmektedir. Fırtına tanrısı onuruna kutlanan ve Hitit dini metinlerindende bilinen bayram törenlerinde baş rahip ve rahibesi olan kral ve kraliçe burada boğa karşısında dua pozisyonunda gösterilmiş olup, bunu izleyen kabartmalarda törenin diğer bölümleri betimlenmiştir. Doğu kulesinde de oturan tanrıça önünde dua eden şahıslar kült törenlerinin devam ettiğini gösterirler.

Sfenksli kapıdan içeri girip, giriş kompleksini geçtikten sonra sağ tarafta mabet-saray olarak tanımlanan büyük bir Hitit yapısının temelleri görülmektedir. Bu yapı çeşitli depo odaları ve diğer komplekslerden oluşmaktadır.

Alacahöyük kazıları, Orta Anadolu’nun kuzey bölgesinin kesintisiz stratiğrafisini veren tek merkez olması ve özellikle 13 kral mezarı ile Eski Tunç dönemine, monimental mimari kalıntılarıyla Hitit dönemine ışık tutması açısından dünya arkeoloji litaretüründe önemli bir yere sahiptir.


Boğazköy (Hattuşa): Boğazköy (Hattusa) örenyerinde M.Ö. III. binden itibaren yerleşim görülmektedir. Bu dönemdeki küçük ve müstahkem yerleşmenin Büyükkale ve çevresinde olduğu tesbit edilmiştir. M.Ö. 19. ve 18. yüzyıllarda Aşağı Şehir’de Asur Ticaret Kolonileri Çağı yerleşmeleri görülür ve bu çağa ait yazılı belgeler ışığında ilk kez şehrin adı öğrenilmiştir. Hattusa’daki ilk gelişme dönemi büyük bir yangınla sona ermekte olup, bu yangının sorumlusu Kuşşara Kralı

Anitta olmalıdır. Belgelere göre hemen bu tahripten sonra yaklaşık M.Ö. 1700 yıllarında yeniden yerleşime açılan Hattusa 1600’lerde Hitit Devletinin başkenti olmuş, kurucusu tıpkı Anitta gibi Kuşşara kökenli olan I. Hattuşili’dir.

Hattusa başkent olduktan sonra şehrin gelişmesinin en uç noktasında monumental bir yapılaşma görülmekte olup, 2 km genişliğinde saray ve mabed mahalleler ile şehir M.ö. 13. yüzyıldaki haline kavuşmuştur. Hattusa’nın ikinci gelişme döneminde imparatorluğun son yıllarında hem içte hem de dışta üç önemli Hitit Kralı etkin olmuştur.

Bunlar III. Hattuşili, oğlu Tudhalia IV. Ve onun oğlu Şuppililiuma II. dir. Şuppililiuma’ son dönemlerinde (M.Ö. 1190) ekonomik sıkıntılar ve iç karışıklıklar nedeniyle yıkılan Hitit Devletinden sonra Boğazköy 4 yüzyıl boyunca terk edilir ve bundan sonra ilk kez Frig (M.Ö. 8.yy ortalarında) yerleşmesi görülür. Hellenistik ve Roma döneminde (M.Ö. 3.-M.S. 3. yüzyıl) Hattusa küçük surla çevrili bir beylik merkezi, Bizans döneminde ise bir köy durumundadır.

Hattusa’nın yukarı şehir olarak bilinen kesimi 1 km2’den daha büyük bir yüzölçüme sahip, eğilimli bir arazidir. Bu alan M.Ö. 13. yüzyılda’da Geç imparatorluk Çağında Şehrin gelişmesine sahne olmuştur. Yukarı şehrin geniş bir bölümü yalnızca mabed ve kutsal alanlardan oluşmaktadır. Yukarı şehir geniş bir kavis halinde onu güneyden çeviren bir surla donatılmış olup, sur üzerinde 5 kapı mevcuttur. Şehir surunun en güney ucunda ve kentin en yüksek noktasında herşeyin üzerinde yükselen bastionu ile Sfenksli kapı yer almaktadır. Diğer dört kapıdan güney surunun doğu ve batı ucunda karşılıklı Kral kapı ve arslanlı Kapı yer almaktadır.

Yukarı şehirde görülen yapılaşma üç evrelidir. Birinci evre ilk surların inşaatı ile çağdaştır. İkinci surlarda görülen ilk tahribattan sonraki yeniden yapım ve tapınak kentinin son biçimini almış olması ile belli olan evredir. Son evrede ise mevcut yapılarda görülen tadilat ve tamiratlar dışında dinsel amaçlar dışında bir yeni yapılaşma başlamıştır. Yukarı şehirde mabedler mahallesi olarak bilinen alan Sfenksli kapıdan; Nişantepe ve Sarıkala’ye kadar uzanır.

Hattusa örenyerinde ana kentin doğusunda, doğal bir kayalık alanı oluşturan tepe üzerine kurulmuş olan Büyükkale’de yapılan kazılar M.Ö. 13.-14. yüzyılda Hitit Krallarının saray yapılarını ve bunları koruyan sur sisteminin özelliklerini gün ışığına çıkartmıştır. Giriş kapısı güneybatıda olan kale’nin surları, kuzeyde ve doğuda kaya’ya oyulmuş yataklara, güneyde yığma toprak set üzerinde sandık duvar tekniğinde inşa edilmiştir.

Hattusas örenyerindeki kazı çalışmaları 1993 yılından günümüze kadar Büyükkaya’da gerçekleştirilmektedir. Büyükkaya’da Kalkolitik Çağdan başlayan küçük bir iskanın, Karanlık Çağ olarak adlandırılan dönemde de yerleşime sahne olduğu elde edilen seramiklerden anlaşılmıştır. Bununla birlikte imparatorluk döneminde tabanı taş döşeli büyük biloların olduğunu yapılan çalışmalar ortaya koymuştur. Frig döneminde de yerleşime sahne olan Büyükkaya’da M.Ö. 10.yy.a Erken Frig dönemine ait yerleşmelerin varlığı tesbit edilmiştir.

Yazılıkaya: Hitit imparatorluğu’nun Açık hava Mabedi olan ve Hattusa örenyerinin 2 km. kuzeydoğusunda yer alan Yazılıkaya, iki odalı tabii kayalık ve önünde Hitit mimari özelliklerinin yansıtıldığı Hitit tapınağından oluşmaktadır. Yazılıkaya açık hava tapınağında tabii kayalığa yapılmış olan A odası olarak adlandırılan Büyük Galeri ile B odası olarak adlandırılan küçük galeri yer almaktadır.

Büyük Galeri’nin (A Odası) batı duvarı Tanrı kabartmalarıyla, doğu duvarı ise Tanrıça kabartmalarıyla bezeli olup, her iki duvardaki figürler, doğu ve batı duvarlarının kuzey duvarı ile birleştiği ve ana sahnenin yer aldığı kısma doğru yönelmektedir. Tanrıların genel olarak sivri bir külahı, belden kuşaklı kısa bir elbisesi, kalkık burunlu papuçları ile küpeleri vardır. Çoğu zaman kıvrık bir kılıç ya da topuz taşırlar. Tanrıçaların hepsi uzun bir etek giyerler, başlarında silindir biçimli bir başlık vardır. Doğu ve batı duvarının birleştiği kuzey duvarında, ana sahneyi oluşturan baş tanrılar yer almaktadır. Burada dağ tanrıları üzerinde duran Hava tanrısı Teşup ve karısı tanrıça Hepatu ile arkasında oğulları Şarruma ve çift başlı kartal yer almaktadır. Kral IV. Tuthalia’nın kabartması ise doğu duvarda yer almakta olup, galerinin en büyük kabartmasıdır.

Ayrı bir girişi bulunan Küçük Galeri’yi (B Odası) girişin iki yanında bulunan aslan başlı, insan gövdeli kanatlı cinler korumaktadır. B odasının batı duvarında sağa doğru ilerleyen on iki tanrı, doğu duvarında ise Kılıç tanrısı ile Tanrı Şarruma ve himayesindeki Kral IV. Tudhalia yer almaktadır. Bu kısımda iyi korunmuş kabartmalar dışında kayaya oyulmuş üç adet niş bulunmakta olup, bu nişlere bir takım hediyelerin veya Hitit Kral ailesinin ölü küllerinin saklandığı kapların konulduğu düşünülmektedir. Tüm bu özellikleri ve öndeki inşaa edilen mekanların ilavesi ile Yazılıkaya, bir Hitit tapınağı şeklinde günümüze kadar gelmiştir.

Hitit şehri aşağı ve yukarı şehir diye ikiye ayrılır. Şehrin etrafı doğal yükseltiler dışındaki yerli toprak setlerle yükseltilmiş ve bunların üzerine 6 mt. Yükseklikte ve 5 mt. Genişlikte sandık tipi taşlarla çevrilmiş, taş surlar üzerinde 8 mt. Olduğu sanılan kerpiç sur duvarları zaman içinde yok olmuştur. Şimdi mevcut olan taş sur kısımları bazı bölümlerinde çift surla takviye edilmiştir. Rıhtım denilen taş döşemelerle de takviye edilen yerler vardır. Anıtsal kuleleri yıkılmış olup, bu kulelere çıkan merdiven yerleri halen mevcuttur.


Üst
 
 
Çorum

 
              
 
 
 
 
 
Hosting Sponsorumuz Livednshost Internet Technologies
Copyright © 2000-2002 Dosof.Tware. Her Hakkı Saklıdır.