Noel Baba olarak bilinen St.Nicholas
(Aziz Nikola, Santa Claus, Heilige Nikolaus, Noel Baba)
M.S. 245 yılında Fethiye yakınlarında Patara kentinde
doğmuş, M.S. 363 yılına değin Anadolu'da yaşamış bir
azizdir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak iyi bir
eğitim görmüş ve kendini insanlara adamıştır. Yaptığı
yardımlarla çevresinde sevgi bağı oluşturan St.Nicholas,
denizcilerin ve çocukların koruyucusu olarak Noel Baba
adı ile bu güne değin yaşatılarak efsaneleştirilmiştir.
Demre Piskoposu olarak çevresinde
yaptığı dini ve sosyal çalışmalarla halkın sorunlarına
insancıl çözümler getirmiştir. Öldükten sonra Demre'de
gömülmüş ve adına bir kilise yaptırılmıştır. St. Nicholas'ın
kemiklerinin bir kısmı 1080 yılında İtalyan tacirler
tarafından Bari'ye kaçırılmıştır. Ancak acele ile götürülemediği
anlaşılan bir kısım parçaları ise bugün Antalya Müzesi'nde
sergilenmektedir.
Hollanda'da Sinterkoas, Fransa'da Pere Noel, İngiltere'de
Father Christmas, Amerika'da Santa Claus ve Almanya'da
Heilige Nikolaus hikayelerinin aslı St. Nicholas'dır.
Bugün pek çok ülkenin baş azizi olan St. Nicholas'ın
ölüm tarihi olan 6 Aralık'ta törenler düzenlenir, çocuklara
hediyeler verilir ve bu kutlamalar Noel Yortusuna değin
uzayarak yeni bir yıl özelliği kazanır.
İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu
o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların
katılımlarıyla her yıl tekrarlanmaktadır. Sempozyumlarda,
Anadolu'lu St. Nicholas'ın insan sevgisinden yararlanarak,
dini ve inancı değişik tüm insanlara barış, dostluk
ve kardeşlik çağrısı yapılır.
Myra: Bugünkü Demre ilçe merkezinde
ve civarında yer alan Myra Antik Kenti, özellikle Likya
dönemi kaya mezarları, Roma dönemi tiyatrosu ve Bizans
dönemi Aziz Nikola Kilisesi ile ünlüdür. Kaya mezarları,
Likya yazılı kitabeler ve sikkeler, Myra'nın en azından
İ.Ö. 5. yy'dan itibaren varlığnı sürdürdüğünü göterirler.
Strabon'un verdiği bilgiye göre Likya birliğinin altı
büyük kentinden biri olan Myra, Likçe yazıtlarda Myrı
adıyla anılır. İ.S. 2.
yy. Myra'nın büyük bir gelişmeye sahne
olduğu dönemdir. Likya birliğinin metropolisi olan şehirde,
Likyalı zengin kişilerin yardımları ile birçok yapı
inşa edilmiş ve onarılmıştır.
Bizans döneminde ise Myra, dini yönden olduğu kadar
idari yönden de önde gelen şehirlerden biri olup günümüze
dek ününü Aziz Nikolas'ın İ.S. 4. yy'da şehrin piskoposu
olmasına ve ölümünden sonra aziz mertebesine ulaşıp
adına kilise yapılmasına borçludur. Myra, 7. yy'dan
itibaren gerek deprem, su baskını ve Myros çayının getirdiği
alivyonlar, gerekse Arap akınları sebebiyle önemini
yitirip 12. yy'da köy hüviyetine dönüşmüştür. Günümüz
kalıntılarını, akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro
ile her iki yanında yer alan kaya mezarları oluşturur.
Yapılan araştırmalara göre bugün oldukça sağlam durumda
olan Roma dönemi surlarının dışında Hellenistik hatta
İ.Ö. 5. yy'a tarihlenen sur kalıntılarına akropol tepesi
ve çevresinde rastlamak mümkündür.
Akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro, gerek oturma
sıraları gerekse sahne binası ile iyi korunmuş bir Roma
dönemi tiyatrosunun özelliklerini yansıtır. Sahne binası
ikinci katın yarısına kadar ayaktadır ve seyircilere
bakan yüzü bir mimari fasad oluşturacak şekilde sütun
ve nişlerle süslenmiştir. Tiyatronun hemen iki yanında,
kabartmalı veya düz kaya mezarları yer alır.
Likyalıların ahşap ev mimarisinin kaya mezarlarına en
iyi uyarlanmış örnekleri olan Myra mezarlarından içinde
ölüyü ve yakınlarını betimleyen kabartmalı mezar, en
ilginç örneklerden biridir. Ayrıca yine kabartmalı veya
kitabeli bir çok kaya mezarı, kayalığın güneye bakan
yüzünde üst üste veya yan yana sıralanmaktadır. Tiyatro
yakınındaki şehir merkezine giderken yolun solundaki
hamam kalıntıları ise Roma dönemi tuğla mimarisinin
erken ve ilginç örneklerini oluştururlar. Şehrin su
ihtiyacı, Demre deresinin aktığı vadi kenarındaki kaya
yüzüne açılmış kanallarla karşılanmaktaydı.
Şüphesiz şehrin ilginç anıtsal kalıntı temelleri 5.
yy'da yapılmış şekliyle günümüze ulaşmış olan Noel Baba,
Kilisesi adıyla Aziz Nikolas Kilisesi'dir. Kazı ve onarım
çalışmaları Hacettepe Üniversitesi'nce yürütülen kilisenin
yer yer iyi korunmuş mimari, duvar resmi ve mozaikli
mekanları her yılın 5 Aralık günü birçok ülke temsilcisinin
katıldığı "Noel Baba Festivali'ne ev sahipliği
yapmaktadır.
Arykanda: 1971 yılından beri
Ankara Üniversitesi'nden Prof. Cevdet Bayburtoğlu ve
ekibi tarafından kazıları yürütülen antik kentlerden
biridir. Elmalı- Finike karayolunun tam yarısında, Arif
Köyü yakınında Aykırıçay'ın (antik Arykandos nehri)
batı yamacında yer alır. Arykanda adanın filolojik açıdan
yerli Anadolu dilini yansıtması, bölgenin en eski şehirlerinden
biri olduğunu gösterir. Ancak buluntulara dayanarak
şehir tarihini İ.Ö. 4. yy'dan önceye götürmek güçtür.
Limyra Kralı Perikles dönemine ait
sikkeler, ele geçen en eski belgedir. Bu duruma göre
Arykanda'nın bir süre egemenliğinde kalmış olması ve
İskender ile birlikte el değiştirmiş Umyra olması gerekir.
İskender'den sonra bölgenin diğer şehirleri gibi Ptolemaios'ların,
ardından Seleukos'larm eline geçtiği, Apemea (Dinar)
barışından sonra ise Rodos'un kontrolüne girdiği bilinmektedir.
İ. Ö.. 2 yy'da Arykanda'nın Likya birliğine dahil bir
şehir olarak sikke bastığını görüyoruz. İ.S. 43'te İmparator
Klaudius'un Lika birliğine son vermesi ile Roma'ya bağlanmıştır.
İ.S. 2. yy'da Arykanda isminin çeşitli kaynaklarca çokça
anıldığı bir dönemdir. İ.S. 240 yılında büyük depremden
sonra kısmen onarılan şehrin, Bizans egemenliği sırasında
"Akalanda" adıyla anıldığı bilinmektedir.
Kalıntı ve Bizans kaynaklarına dayanarak 11. yy'a kadar
varlığını bildiğimiz Arykanda'nın bu tarihten sonra
yer değiştirmiş olması ve bugünkü karayolunun güneyine
taşınmış olması mümkündür.
Teraslar halinde bir yerleşim gösteren şehrin, en üst
terasında stadyum yer almaktadır. Tek uzun kenarlarında
oturma sıraları yer almakta diğer uzun kenar yamaca
açılmaktadır. Bu alttaki terasta, bölgenin ufak fakat
en iyi korunmuş tiyatrosu, en alttaki terasta ise Agora
ve meclis binası yer alır. Şehrin özellikle "doğu
nekropolü" olarak isimlendirilmiş mezar alanı,
bir çoğu ayakta kalmış anıt mezarlarla dikkati çeker.
Birbirine teras görevi gören anıt mezarların tümü İ.S.
2 yy'a ait olup bunların altındaki terasta çatı hizasına
kadar ayakta kalmış hamam, şehrin iyi korunagelmiş yapılarından
biridir. Şehrin su ihtiyacı, büyük bir beceri ve su
mühendisliği örneği gösteren tesislerle sağlanmaktadır.
Aykırıçay'ın çıktığı yerde sarp kaya yüzeylerine oyulmuş
dört ayrı seviyedeki kanal, şehre su getiren sistemin
ana hatlarını oluşturur.
Andriake (Çayağzı): Demre kent
merkezinden nehir boyunca uzanan asfalt yol 5 km. sonra
deniz kenarındaki Çayağzı mevkiine ulaşır. Çayağzı,
yörenin en güzel plajı ve Kekova turu yapacak teknelerin
barınak yeri olmasının yanında Myra'nın Akdeniz'e açılan
kapısı Andriake'ye de ev sahipliği yapar. Likya'nın
en önemli limanlarından biri olan Andriake'de günümüz
kalıntıları, bugün bataklık ve sazlık olan antik limanın
iki yanında yer alır. Genellikle
Roma ve Bizans dönemi kalıntıları
arasında Hadrian döneminde (İ.S. 117-138) yapılmış tahıl
ambarı (Granarium), bölgenin ayakta kalmış en anıtsal
yapı olma özelliğini korumaktadır.