Sten Llyod’un sütunlardan oluşan bir
orman dediği Didim Apollon Tapınağı, H.Drerup, R.Naumann
ve K.Tuchelt’in yaptıkları çalışmalara göre arkaik yapılaşması
MÖ 8.ve 7. yüzyıllara kadar gitmektedir. MÖ 6. yüzyılda
Zeus’un oğlu ve Ay Tanrıçası Artemis’in ikiz kardeşi
Apollon adına, Branhid kahinleri için yapılmıştır. Pausanias
, Apollon kutsal mekanının ilk İon yerleşmesinden daha
eski olduğunu yazar. Strabon’a göre; “Dünyanın en büyük
tapınağı olduğundan
çatısı örtülememiştir.” MÖ 494’te
Persler tarafından tahrip edilen, Büyük Aleksander,
Seleukhoslar, Bergamalılar ve Romalılar zamanında yeniden
kurulan ve eklemeler yapılan,antik dünyanın en ünlü
kehanet merkeziydi. Panormos limanından denize açılacak
tüccar ve askerler burada fal baktırır, tanrılara kurban
sunarlardı. Bir söylenceye göre, Büyük Aleksander,Didim’e
geldiğinde uzun yıllar önce kurumuş olan bir çeşmeden
hırıltıyla fışkıran sular, Büyük Aleksander’in baş tanrı
Zeus’un oğlu olduğunu duyurmuştur. Heredot, MÖ 6. yüzyıldan
Mısır Kralı II. Necho ile Lidya Kralı Kroisos’un Didim
Tapınağı’na adaklar sunduklarını yazar . Strbon’a göre,
tapınak en pahalı adak eşyalarıyla süslenmekteydi. Buradaki
tapkı heykelini ünlü sanatçı Karnachos, Medus ve boğa
başı kabartmalı baştabanlarla öteki heykelleri Aphrodisiaslı
yetenekli ustalar yapmışlardır.Kutsal avluya inilen
kapıların arasında yer alan 70 ton ağırlığındaki tek
parça mermer blok,dünyanın en büyük mimari elemanı olarak
tanınmaktadır. Dört yanından basamaklarla çıkılan platform
üzerine çift sıra oturtulan 124 adet sütunla çevrili
bu anıt eser, çeşitli bölümlerden oluşmaktadır.
Didyma, Milet’e mermer döşeli iki yanında yatan aslan
ve oturan adam heykelleri bulunan kutsal bir yolla bağlıydı.
4 km uzaklıktaki denize bağlantısı, büyük gemilerin
bile yaşanabildiği Panormos adlı limanıyla sağlanıyordu.
Çevresinde koruyucu ve konuk barınakları henüz ortaya
çıkarılmış değildir.
Antik Didim bir şehir değildi; daha
çok Tanrı Apollo'nun eviydi. Oradaki kahine danışmak
üzere, yalnızca din adamlarının içeri girmelerine izin
verilirdi. Bu mekan M.Ö. 10. Yüzyıl gerilere kadar,
kutsal bir tapınak olarak hizmet etti. Delfi kökenli
rahibeler burada üç gün oruç tutarlar, sonra da kutsal
ilhamların geldiği basamak sayılan evreye kadar, içlerine
sülfürlü köpükler çekerlerdi. En sonunda bilinçsizce
dolaşmaya başlamaları, rahipler tarafından kehanet olarak
yorumlanırdı.
Bu yörede rahipler tarafından çıkartılan
kehanetler birçok yüzyıl sürdü. M.Ö. 300 yılında, Apollo
Tapınağı'nda inşaat başladı ve sonraki 500 yıl boyunca
sürdü. Tapınağın 120 sütununun 103'ü yeniden dikilmiştir.
Bazılarının üzerinde hiç bir süsleme yoktu; bu da tapınağın
asla tamamlanmamış olduğunun bir kanıtıdır. Didim ve
diğer kahinler en sonunda putpereslik kehanetleri dolayısıyla
Hıristiyanlığın gazabına uğradılar. Didim'e yapılan
en son tecavüz, Apollo Tapınağı'nın en kutsal bölümüne
inşa edilen bir Hıristiyan kilisesiydi.
Efsaneye göre; Tanrı Apollon bir gün, Didim yöresinde
çobanlık yapan Brankhos'a rastladı. Ondan çok hoşlandı
ve ona biliciliğin (kehanetin) sırlarını öğretti. Çoban
Brankhos, bugün Apollon Tapınağı'nın yerinde bulunan
defne ormanı ve su kaynağının yanında, Apollon adına
ilk tapınağı kurdu.
Zaman içinde Brankhos soyundan gelenler "Brankhitler"
olarak anıldılar ve çok uzun süre Apollon Tapınağı'nın
yöneticiliğini yaptılar.
"Didyma", "Brankhidai" (Brankhitler
ülkesi) olarak da adlandırılmaktadır.
Krallardan, en fakir köylülere kadar, bütün insanların
başvurduğu bir kaynaktı bilicilik. Lidya kralı Kroisos
da (Karun), Pers ülkesine saldırmadan önce bilicilere
başvurmuştu. Ancak kendince bir kurnazlık yaparak; dönemin
bütün ünlü kehanet merkezlerine elçiler göndermiş ve
rahiplerden, kralın o anda ne yapmakta olduğunu bilmelerini
istemişti.
Doğru cevap, yalnızca Delphoi Apollon'undan gelmişti.
Kroisos da, Perslerle girişeceği savaş öncesinde Delphoi
rahibine danışmayı seçmişti. Ancak biliciler, anlaşılması
güç ifadeler kullanır ve açık bir yanıt vermekten daima
kaçınırdı. Kroisos da, Pers Krallığı'na yapacağı saldırı
sonunda, büyük bir imparatorluğun yıkılacağı yanıtını
alınca, hevesle sefere girişti. Ancak sonunda yıkılan,
Lidya Krallığı oldu.
Apollon rahiplerinin, kehanetlerini vezinli olarak söylemesi
adettendi. Sözgelimi, Milet'in Perslerin eline geçeceği,
Delphoi rahibi tarafından aşağıdaki sözlerle haber verilmişti:
"O zaman, Miletos, ey belalar işçisi, o zaman
Birçokları için zengin bir şölen, parlak bir ganimet
olacaksın,
Kadınların ele geçecek, uzun saçlıların ayaklarını yıkayacaklar
Ve Didyma, bizim tapınağımız, yabancı efendilerin malı
olacak."
Kutsal Didim'in ilk dönemi, Perslerin Milet'i ele geçirmesi
ve tapınağı yakıp yıkmasıyla son bulur. Ancak İskender'in
gelişiyle beraber yeniden bir canlanma yaşanır ve İskender'in
komutanlarından Seleukos'un emriyle, İÖ 300 dolaylarında
bugün kalıntılarını gördüğümüz tapınağın inşaatına başlanır.
"Didyma" sözcüğü "İKİZ
KARDEŞ" anlamına gelir. Tanrı Apollon, Tanrıça
Artemis'in ikiz kardeşidir. Artemis adına Efes'te, dünyanın
yedinci harikası kabul edilen "Artemis Tapınağı"
vardır. Milet-Apollon Tapınağı arasında uzanan "KUTSAL
YOL" sonunda "Artemis Kutsal Alanı" bulunmaktadır.
M.Ö. 7. ve 6. yüzyılda Apollon tapınağının ünü çok yaygındı.
Mabet, Antik dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden
biriydi. M.Ö. 6. yy.'da Milet ve Didim arasında "KUTSAL
YOL" yapılmış, Apollon'un tunç heykeli Mabet'e
hediye edilmiştir. Milet sikkelerinde
bu heykel yer almaktadır. Apollon tapınağının yapımı
M.Ö. 8. yy.'a kadar iner. İyon nizamındaki bu tapınak,
35x85 m. ölçülerinde olup, M.Ö. 494 yılında "LADE
DENİZ SAVAŞI"ndan sonra Persler tarafından yağmalanarak,
Tanrı Apollon'un "Kanakhos" tarafından tapılan
tunç heykeli "Ekbatana"ya (İRAN) götürülmüştür.
Tahrip edilen tapınağın yerine, Hellenistik dönemde
"Büyük İskender"in katkısıyla daha büyüğü
yapılmaya başlanmıştır. Eserin mimarları, "Milet'li
Daphnis" ile "Efes'li Paionios"tur. Paionios,
Efes'teki Artemis Tapınağı'nın da mimarıdır. Tapınağın
yapımına yardım eden Suriye Kralı "Selevkos",
Ekbatana'ya götürülen Apollon heykelini geri getirtmiştir.
Yeni yapılan ve bugün gördüğümüz tapınağın ölçüleri
yaklaşık 109x51 m.dir.
Savaşlar ve yağmalarla duraklayan tapınak inşaatı, yüzlerce
yıl devam eder ve sonuçta hiçbir zaman tamamlanamaz.
Tapınak inşaatında çalışanlara yapılacak ödemeler ile
ilgili olarak, tapınak duvarları üzerine kazılan işaretleri
bugün bile seçmek mümkün. Arkeolog George Bean'e göre,
daha sonra bu işaretlerin temizlenmesi düşünülmüş, fakat
tapınağın son rötuşları hiç bir zaman yapılamamıştır.