 |
Çeşme Müzesinin Tarihçesi
Ege Bölgesi'ne özgü mimari üslubu günümüze
kadar korunmuş ender konaklardan birisidir.
Konağın inşaatının 1761 yılında Şerif Aliağa
tarafından başlatıldığı bilinmektedir. Ancak
konağın zengin, renkli ve süslemeli stili,
tezyinatının 19. yüzyılın ilk yarısında yapılmış
olduğunu göstermektedir. Üç katlı, dış sofalı,
çift köşk odalı olan konağın zemin kat duvarları
taş örgü, orta ve üst kat duvarları ise ahşap
çatkı içine |
dolgu tekniği ile inşa edilmiştir. Bir
iç bahçesi olan konağa geniş ahşap iki ayrı
kapıdan girilmektedir. Taş plakalarla kaplı
zemin katta, hizmetli, bekçi, misafir kabul
yeri, ahır ve samanlık bulunmaktadır. Zemin
kattan yukarıya trabzanlı ahşap merdiven ile
çıkılmaktadır. Diğer katlara göre alçak tavanlı,
kışın kullanılan ara katta, beş oda ve tuvalet
bulunmaktadır. Orta kat salonundan yine ahşap,
iç merdiven ile yazın kullanılan yüksek tavanlı,
üst kata çıkılır. Üst katın planı ara katta
olduğu gibi açık sofalı ve uzun dikdörtgen
planlıdır. İki sekili, iki çıkmalı, iki köşk
odalıdır. Ayrıca eyvan ve taht köşk de mevcuttur.
Üst katın tavan ve duvarları, zengin bitki
ve meyve motifleri, şehir panoramaları ile
süslüdür. Pencereler altta düz, üstte kemerli
vitray olmak üzere iki sıra halinde aydınlatmayı
sağlamaktadır.
18. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen
ve resim stilinden de 19. yüzyılın ilk yarısında
tezyinatının yapıldığı anlaşılan konak özellikle
ahşap işçiliği ve panoramalarıyla dikkati
çekmektedir. Bu süslemeler hiç bozulmadan
günümüze kadar ulaşmıştır.
Yakın tarihe (1950) kadar konut olarak kullanılmış
olan konak daha sonra Kültür Bakanlığı'na
devredilmiştir. 1977 yılında onarımına başlanan
konağın çevresindeki bazı evlerin kamulaştırılması
ise 1983 yılında gerçekleştirilmiştir. İç
düzenleme ve teşhire yönelik çalışmaların
tamamlanmasından sonra konak 1995 yılında
ziyarete açılmıştır.Ziyarete açık olan bir
başka yer de konağın yanıbaşındaki şark evidir. |