|
temelleri belirten
ve Anayasa metnine dahil olan başlangıcında, kuvvetler
ayrılığının devlet organları arasında üstünlük
sıralaması anlamına gelmediği, belli devlet yetki ve
görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı
bir işbirliği olduğu vurgulanmıştır. 1924'te kabul edilen
Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk anayasasında kuvvetler ayrılığı
ilkesine yer verilmemiştir. Bu anayasada, egemenliğin
kayıtsız şartsız millete ait olduğu belirtilmiş, ancak
egemenliğin kullanılması parlamentoya bırakılmıştır.
Bunun sonucu olarak, 1924 anayasasında, yasaların anayasaya
aykırı olamayacağına yer verilmesine rağmen bunu denetleyecek
organ, bir başka deyişle anayasa yargısı öngörülmemiştir.
Ancak 1946 yılında çok partili hayata geçiş ve 1950
yılında yapılan demokratik seçimlerde iktidarın muhalefete
geçmesiyle sorunların bitmediği anlaşılmış ve yasama
meclisinin denetlenmesine ihtiyaç duyulmuştur. Önce
aydınlarca dile getirilen bu anlayış daha sonra siyasi
partilerce de desteklenmiş ve 1961 anayasasında ilk
kez kuvvetler ayrılığı ilkesi benimsenip, anayasa yargısı
öngörülmüş ve Anayasa Mahkemesi anayasadaki yerini almıştır.
Böylece yasaların anayasaya aykırı olamayacağı yolundaki
hüküm işlerlik kazanmıştır.
Anayasaya göre egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Halk, egemenliğini anayasanın koyduğu ilkeler çerçevesinde
seçimler yoluyla doğrudan; yetkili organlar eliyle de
dolaylı yoldan kullanır. Egemenliği kullanan organlar
yasama, yürütme ve yargıdır. Yasama yetkisi TBMM'nindir
ve devredilemez. Yürütme yetkisi ve görevi Cumhurbaşkanı
ve Bakanlar Kurulu tarafından anayasa ve yasalara uygun
olarak kullanılır ve yerine getirilir. Yargı yetkisi
ise bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Türkiye'de kuvvetler ayrılığı ilkesini hayata geçiren,
hukuk devleti ilkesidir. Bu ilke, devlet ve toplum yaşamında
hukukun üstünlüğünü sağlar. Yasama ve yürütme erklerinde
bulunan güç, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince yargıyla
sınırlanıp, dengelenir.
Yasama işlemleri ile yürütmenin eylem ve işlemleri yargı
denetimine bağlı tutulur. Böylece devlet yönetiminde
demokrasi sağlanır ve korunur. Anayasa bu düzeni sağlayıcı
kurallarla donatılmıştır.
Bağlayıcı ve üstün nitelikte olan anayasa kuralları,
yasama, yürütme ve yargı organlarını, yönetim ile diğer
kişi ve kuruluşları bağlayan temel hukuk kurallarıdır.
Ayrıca normlar hiyerarşisi benimsenmiş; alt normların
üst normlara aykırı olması engellenmiştir. Anayasa mahkemesi
kararları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, yönetimi,
tüm gerçek ve tüzel kişileri bağlar ve bu kararlar iktidar
işlemlerinin meşruiyet kaynağını oluşturur.
Anayasanın değiştirilmesi; anayasanın değiştirilemeyecek,
hatta değiştirilmesi önerilemeyecek hükümleri vardır.
Türkiye Devleti'nin bir Cumhuriyet olduğuna, devlet
düzeninin dayandığı temellere, devletin üniter yapısına,
bayrağın biçimine, İstiklal Marşı'nın millî marş, dilinin
Türkçe, başkentinin Ankara olduğuna ilişkin hükümler,
anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi önerilemez
düzenlemeleridir.
Bunların dışındaki hükümler yönünden, anayasanın değiştirilmesinde
nitelikli çoğunluk şartı öngörülmüş ve özel yöntem geliştirmiştir.
Anayasada değişiklik yapılabilmesi için TBMM üye tam
sayısının en az üçte birinin yazılı teklifinin bulunması,
önerinin Meclis Genel Kurulu'nda iki kez görüşülmesi
ve meclis üye tam sayısının beşte üç çoğunluğunun gizli
oylama ile kabulü gereklidir.
Cumhurbaşkanı'nın anayasa değişikliklerine ilişkin yasaları
bir kez daha görüşülmek üzere TBMM'ye geri gönderme
ve halkoyuna sunma yetkisi vardır.
|