Homeros'un 'Ebedi mavilikler ülkesi'
dediği ve bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de 'başka
yerde olup nur içinde yatılacağına burada nur içinde
yaşanır' demesi boşuna değildir. Tarih boyunca, önceki
adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan
ve uğrunda hep
mücadele edilen bir yer olmuştur.
Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana
gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi ve iki limanın
kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize
inen daracık sokakları şöhreti dünyaya yayılmış yatları,
tersaneleri ile ünlü bir yöredir.
Bugün Bodrum, bir tatil yöresinden beklenen tüm unsurları
bünyesinde toplamış, yaz-kış yaşanabilecek önemli bir
turizm merkezidir. Dünyanın dört bir yanından gelen
zengin yatçılardan kısıtlı bütçesiyle bir pansiyonda
uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm
kesimlerin beklentisini karşılayacak donanıma sahiptir. Tarihçe: Bodrum geçmişte bir çok uygarlığa beşiklik
etmiştir. Çağlar boyunca Ege adalarından gelenlerin
sayısız istilasına uğrayan Bodrum, Akdeniz'de hakimiyet
kurmak isteyenler için önemli bir merkez olmuştur. Ionia
ile Likia arasında kalan bölgede diğerlerine göre daha
küçük olan Karya (Karia) yer alır. Halikarnassos, (Bodrum)
Karya'nin önemli şehirlerinden birisi oldu. Bölge tarihçi
Heredot'u, tarihin ilk kadın amirali olan I. Artemisia
ve onun kadar başarılı amiral olan II. Artemisia'yi,
Leachares, Shepas gibi sanatçıları yetiştirmiştir.
Bodrum tarih boyunca Preslerin Makedon'ların, Roma Imparatorluğunun
ve Bizans'ın egemenliği altına girmiştir. Bizans, 1071
yılında Malazgirt'te Selçuklu Sultanı Alpaslan'a yenilmesinden
sonra Anadolu hakimiyetini kaybetmiştir. Osmanlı hükümdarı
Mehmet Çelebi tarafından 1415 yılında Halikarnassos'a
yerleştirmiştir. Rodos Şövalyeleri, bu günkü Bodrum
Kalesini inşa ederek yörede egemenlik kurmuşlardır.
Akdeniz'i bir Türk gölü haline getiren Kanuni Sultan
Süleyman 1522 yılında düzenlediği Rodos Seferinde Rodos
ile birlikte Bodrum'u da Osmanlı topraklarına katmıştır.