EĞİTİM Türkiye'de, Türk Milli Eğitimin amaçlarının, temel ilkeler
doğrultusunda devlet adına gerçekleştirilmesi görevi, Milli
Eğitim Bakanlığı'na ait olup, kurum bugün, merkez, taşra ve
yurtdışı örgütü ile bağlı kuruluşlardan oluşmaktadır.
Bakanlığın merkez örgütü; bakanlık makamı, Talim ve Terbiye
Kurulu, ana hizmet birimleri, danışma ve denetim birimleri,
yardımcı hizmet birimleri hiyerarşisiyle şekillenmiştir.
Yasa ile belirlenen Milli Eğitim Sistemi, "Örgün Eğitim"
ve "Yaygın Eğitim" olmak üzere iki ana temelden
hareketle yürütülmektedir.
Örgün Eğitim: Belirli yaş grubundaki ve aynı seviyedeki
bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla, okul çatısı
altında düzenli olarak yapılan eğitimdir ve okul öncesi, ilköğretim,
ortaöğretim, yüksek öğretim kurumlarını kapsar.
Okul öncesi eğitim; isteğe bağlı olmak zorunlu ilköğretim
çağına gelmemiş 3-5 yaş grubundaki çocukların ilköğretime
hazırlanmalarını ve elverişsiz koşullardaki çevrelerden gelen
çocuklar için ortak bir yetişme ortamının yaratılmasını amaçlar.
İlköğretim; 6-14 yaşlarındaki çocukların
8 yıl kesintisiz süren eğitim ve öğretimini kapsar, tüm yurttaşlar
için zorunludur, devlet okullarında parasızdır ve bitirenlere
ilköğretim diploması verilir.
Ortaöğretim; İlköğretime dayalı, en az 3 yıllık genel, mesleki
ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Asgari bir ortak
genel kültür vermenin yanında, öğrenciyi ilgi, yeti ve yetenekleri
doğrultusunda yapacağı yüksek öğrenime de hazırlar.
Yükseköğretim ise, ortaöğretime dayalı, en az 2 yıllık yüksek
öğrenim veren eğitim kurumlarının tümünü kapsar. Bunlar; üniversiteler,
fakülteler, enstitüler, yüksek okullar, uygulama ve araştırma
merkezleridir.
Bu kurumlarda sürdürülen yüksek öğretim; öğrencileri lisans
öncesi, lisans ve lisans üstü seviyelerinde yetiştiren bir
bütünlük çerçevesinde düzenlenmiştir.
Yaygın Eğitim: Örgün eğitim yanında veya dışında düzenlenen
faaliyetlerin tümünü kapsar bir şekilde örgün eğitimin içine
girememiş ya da herhangi bir kademesinde kalmış veya çıkmış
vatandaşlara istekleri doğrultusunda eğitim vermeyi amaçlar.
Yaygın eğitimi, halk eğitimi, çıraklık eğitimi ve uzaktan
eğitim olarak sınıflandırmak ta mümkündür.
1999-2000 öğretim yılı itibariyle eğitim kurumlarının kademelerine
göre okul sayısı 65 905, öğrenci sayısı 15 727 929 ve öğretmen
sayısı 532 595'tir.
Yüksek öğretim kurumlarında (1999-2000 öğretim yılı, resmi
üniversiteler ve vakıf üniversiteleri birlikte) toplam öğrenci
sayısı 2 milyon 788 bin 252'dir. Bu sayının 430 bin 219'u
ön lisans, 2 milyon 358 bin 033'ü lisans öğrencisidir. Aynı
yıl için, yine aynı üniversitelerdeki toplam öğretim üyesi
ve elemanı sayısı 125 bin 345'dir. Bu sayının 433 bin 380'i
öğretim üyelerini, 81 bin 965'i diğer öğretim elemanlarını
ifade etmektedir.
Yurtdışı Örgütü; yurtdışında yaşayan vatandaşlara 21 eğitim
müşavirliği, 18 eğitim ateşeliği olmak üzere 39 temsilcilik
aracılığıyla hizmet vermektedir.
Yurtdışında, 1999-2000 öğretim yılında örgün eğitim kurumlarındaki
Türk öğrenci sayısı 867 bin 095'dir. Yine aynı yıl yurtdışında
öğrenim gören özel ve resmi burslu öğrencilerin 21 bin 282'i
lisans, 5 bin 458'i master, 2 bin 456'sı doktora olmak üzere
toplam sayısı 29 bin 196'dir.
Ayrıca, eğitim-öğretim alanında Orta Asya Cumhuriyetleri ve
Türk Toplulukları ile başlatılan işbirliği çerçevesinde Milli
Eğitim Bakanlığı tarafından Orta Asya Cumhuriyetleri'nde 12
okul ve altısı Türkiye Türkçesi ile eğitim veren eğitim-öğretim
merkezi açılmıştır. Bu kurumlarda 246 öğretmen tarafından
3 bin 721 öğrenciye eğitim hizmeti verilmektedir. Bu cumhuriyetlere
tanınan kontenjan gereği Türkiye'de halen 8 bin 064 öğrenci
öğrenim görmektedir.
Türkiye'nin 71 yabancı ülke ile eğitim, bilim ve kültür anlaşmaları
bulunmakta ve bunlarla ilgili çalışmalar sürdürülmektedir.
Türkiye'de eğitim; ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişmenin
en önemli öğesi olarak görüldüğünden hükümet ve kalkınma planlarında
öncelikli sektör olarak yer almaktadır. Bu amaçla 1996-2010
yıllarını kapsayan Eğitim Ana Plânı yapılarak; eğitimin bireysel,
ulusal ve küresel istemlerine cevap verecek şekilde esnekleştirilmesi
ve getirilen kolaylıklar yardımıyla istenilen yüksek entelektüel
seviyeye ulaşılması hedeflenmektedir. Böylelikle dünya kültürü
ve teknolojisine katkıda bulunacak Türk insanının her geçen
gün artacağına olan inanç da güçlenmektedir.